Merhabalar, ben arya bu benim ilk hikâyem ve kendi yaşantılarımı da kattığım bir hikaye, ilk 10 bölümü sıkıcı ve kısa olabilir ama ön tanıma, anlama olması amaçlı o şekilde yazmaya karar verdim. Umarım severek ve kendi anılarınızı da hissederek okursunuz. Tesekur ederim, iyi okumalar 🌼
Bölüm 1 | Zerda'nın Günlüğü
"Bazı insanlar çocukluğunu fotoğraflarda saklar...
Ben kokularda sakladım."
İnsan bir eve kaç kere misafir olabilir?
Ben bunun cevabını on yedi yaşımda öğrendim.
Bir evde aylarca yaşayabilirsin. Sana ait bir odan, bir dolabın, hatta bir yastığın bile olabilir.
Ama yine de orası senin evin olmaz.
Çünkü ev...
Dört duvardan ibaret değildir.
Ev, "İyi ki geldin." diyen bir sestir.
Ben bunu, o sesi kaybettikten sonra öğrendim.
On üç yaşıma kadar ait olduğum bir yer olduğunu sanıyordum.
Sonra hayat, bavulumu elime verdi.
O günden sonra odalar değişti.
Evler değişti.
Pencereler değişti.
İnsanlar değişti.
Ama değişmeyen tek şey...
Hiçbir yerde kendimi evimde hissedemeyişimdi.
Benim adım Zerda.
Kayısı ağacının baharda açan sarı beyaz çiçeklerinden alıyorum ismimi.
İnsanlar o çiçekleri görünce baharın geldiğini düşünür.
Kimse o çiçeğin açabilmek için nasıl bir kış geçirdiğini merak etmez.
Belki de bu yüzden kendimi hep o ağaca benzettim.
Dışarıdan dimdik duran...
İçindeyse sessizce mevsim değiştiren bir ağaç.
Ve bilmedikleri bir şey daha vardı.
Benim hikâyem, annemi kaybettiğim gün başlamadı.
Benim hikâyem...
İlk kez gerçekten mutlu olduğum gün başladı.
"O gün annemin elini her zamankinden daha sıkı tuttuğumu hatırlıyorum.
Çünkü bazı vedalar, gerçekleşmeden önce kalbe dokunurmuş.
Ama ben bunu henüz bilmiyordum..."
Zerda'nın
hikâyesi devam ediyor...🌼
→ Devamı: Bölüm 2 | Kayısı Çiçekleri