İçeriğe geç

-Sisli bir Balahnur sabahı Gideon'un ofisi.

Gideon sabah saat 6 bucuk sularında odasında düşünceli şekilde oturuyordu. Containtment Marshall olalı eskisine kıyasla daha bir dalıp gitmeye başlamıştı, tam yine derin düşüncelerle boğuşurken kapının usulca tıklatıldıgını duydu.

Efendim, istediğiniz raporları getirdim.

Gideon askerin konuşması ile derin düşüncelerden bir anda kurtulup kendine geldi.

İçeri gel evlat.

Asker içeri girip arkasından kapıyı kapattı, kapıyı kapatırken kapının diğer tarafındakilere bir şeyler fısıldadı, Gideon bu durumun farkındaydı ama şimdilik soru soracak gibi durmuyordu, asker Gideona raporları uzatıp beklemeye başladı. Gideon raporu titizlik ile okumaya başladı.

RAPORU HAZIRLAYAN: TOM BAREHAND

ÜNVANI: POXİGAR BİOKNİGHT

YER&MEKAN: Balahnur şehri// 67.cadde//2.sokak// HAPPY FACES Hanı

Han çok lüks olmayan hatta neredeyse han bile denemeyecek kadar küçük bir mekan,tavan harici her yerde bolca kan var, hanın tam ortasında tahtalar çökük durumda sanki bir şey burada biraz uzun durmuş ve bu zeminin hafif çökmesine yol açmış gibi. çöküntüden dolayı kan havuzu oluşmuş içinde et parçaları var, yaptığımız tektiklerde bunların kurbanların birisinin bağırsakları olduğunu anladık. Hanın arka çıkış kapısına doğru uzanan ince bir koridor var, bu koridor boydan boya tırnak izleri ile kaplı, kurbanlardan kan örnekleri alınıp kimlikleri tespit edildi ve ailelerine haberler verildi. Ayrıca olay mahalini gerekli ekiplerimiz gelip temizlik ve dezenfekte işlemlerini halledene kadar da mühürledik.

Gideon raporu okuyup kağıdı hafifçe masaya bıraktı ve askere baktı

Ölenler arasında tanıdığımız kişiler var mı ? William.

Asker, Gideonun daha o maskesini bile çıkarmamışken kendisini tanıdığını farkedince bir kaç saniye duraksadı, bunu fark eden Gideon

Sol omzuna kardeşinden aldığın kırmızı kurdele bağlı

William bunu duyunca afallaması geçti ve komutanının sorduğu soruya tekrar döndü

Efendim ölenlerin çoğu evsiz ve yetim kişiler, bir aile bağları bulunmuyor, giyim kuşamlarından tekin kişiler olmadıkları da anlaşılıyor, yanlız tek bir kişi bu mahalle civarında tanınır birisiydi.

Gideon ayağa kalkıp rapora göz ucuyla baktı.

Kim ?

Mahallenin fırıncısı Derek Guts, kendisinin hemen köşede küçük bir fırını var. Karısı ve kızı ile işletiyorlardı, çoğu kişi tarafından sevilen bir kişiymiş.

Gideon bu bilgiyi aldıktan sonra bu kadarı yeterli edasında kafa salladı, William selamını verip odadan çıktı. Gideon ise raporu alıp biraz camdan dışarı bakındıktan sonra oda aynı şekilde odasından çıkıp aşağı kata yöneldi.

Gideon, ağır adımlarla ahşap merdivenden iniyordu, merdivenler her attığı adımda yıkılacak gibi sesler çıkarıyordu, Gideon içinden merkez üsse bir dilekçe yazıp restorasyon istemeye karar verdi. Merdivenin sonuna yaklaştıkça aşağıda bekleyen 2 tane muhafızın birbirleri ile şakalaştığını gördü, muhafızlar Gideonun geldiğini farkedince şakalaşmayı kesip selam verdiler, Gideon karakolun merkezine geldi, bir kaç tane askere işaret edip onlara Nöbetçi Çavuşu çağırmalarını emretti, Nöbetçi Çavuş yaklaşık 2 dakika içinde koşarak Gideonun yanına geldi, selamını verdi.

Nöbetçi Çavuş Frank Castle emrinizdeyim efendim.

Frank.. ben dışarı çıkıyorum ilgilenmem gereken bir kaç mesele var, ayrıca ben geldikten sonra da odama Tom Barehand'i çağır.

Asker tekrar selam verip yüksek bir sesle cevap verdi.

Emredersiniz efendim.

Gideon arkasını döndü tam adımını atacakken tekrar askere dönüp seslendi.

Ayrıca şu lanet olası dönerlerden de getirtmenizi istemiştim, geldiğimde öğle yemeğinde ben ve buradaki bütün askerlerin tombik yemesini istiyorum anlaşıldı mı ?, eğer bir aksaklık yaşanırsa seni sorumlu tutarım.

Asker titrek bir ses tonu ile cevap verir.

T-Tabiki efendim hiiç merak etmeyin.

Gideon, ilerleyip karakoldan çıkar.