İstanbul’un gökyüzünü bir bıçak gibi kesen otuz beş katlı cam kule, dışarıdan bakan herkes için başarının ve gücün simgesiydi. Güneş ışığı binanın cephesine vurduğunda camlar şehrin bütün renklerini yansıtıyor, içeride çalışanlar içinse bu kule finans dünyasında ulaşılabilecek en yüksek noktalardan birini temsil ediyordu.
Bern Holding’in kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Berna Saner, bu binanın en üst katında, kendi kurduğu imparatorluğun başında oturuyordu. Yıllar önce küçük bir yatırım danışmanlığı şirketiyle başladığı yolculuk, bugün uluslararası finans dünyasında adından söz ettiren büyük bir holdinge dönüşmüştü. Berna'nın başarısı pek çok kadına ilham veriyor, onunla aynı masaya oturanlar ise bu başarının arkasındaki disiplinin ve tavizsiz çalışma anlayışının ne anlama geldiğini kısa sürede öğreniyordu.
Toplantı odasının kapısı açıldığında içerideki konuşmalar kendiliğinden kesildi. Berna içeri girdi, elindeki dosyayı masanın başına bıraktı ve yerine geçti. Kimseye susmasını söylemesine gerek yoktu. Birkaç saniye önce devam eden konuşmaların yerini dikkatli bir sessizlik almıştı.
Önündeki dosyayı açtı. Sayfaları hızlıca gözden geçirdi. Bakışları bir satırda durdu.
“Bu raporu son kez kimin kontrol ettiğini öğrenebilir miyim?”
Masadaki finans direktörü hafifçe doğruldu.
“Benim ekibim hazırladı Berna Hanım. Küçük bir hesaplama hatası olmuş. Düzeltilmesi için gerekli talimatı verdim.”
Berna gözlerini dosyadan kaldırıp ona baktı.
“Ekibiniz hazırlamış, siz kontrol etmişsiniz ve yine de bu masaya getirmekte bir sakınca görmemişsiniz.”
“Elbette böyle olmasını istemezdik. Ancak—”
“İstememek, yapmamakla aynı şey değil.”
Berna dosyayı kapatıp masanın üzerine bıraktı.
“Ben burada kimsenin iyi niyetini yönetmiyorum. Sonuçlarını yönetiyorum. Müşterimize gönderdiğiniz rakamın arkasında duramıyorsanız, o koltukta neden oturduğunuzu yeniden düşünmenizi öneririm.”
Odada kimse kıpırdamadı.
“Raporu bugün yeniden hazırlayın. Bu kez imzanızı atmadan önce neye imza attığınızı öğrenin.”
Kısa bir sessizlikten sonra ekledi:
“Çıkabilirsiniz.”
Finans direktörü dosyasını alıp odadan çıktı. Berna ise önündeki diğer belgelere yöneldi. Konu onun için kapanmıştı. Bir hatanın düzeltilmesi gerekiyordu ve bunun sorumlusu belliydi. Daha fazlasına gerek yoktu.
Toplantı, gündemdeki diğer maddelerle devam etti. Berna her sunumu dikkatle dinledi, gerekli gördüğü yerlerde kısa sorular sordu ve kararlarını net biçimde bildirdi. Toplantı sona erdiğinde herkes işinin başına döndü.
Berna odasına geçtiğinde saat öğleye yaklaşıyordu. Ceketini çıkarmadan masasının başına oturdu. Önündeki belgeleri imzaladı, birkaç telefon görüşmesi yaptı ve devam eden yatırımlarla ilgili raporları inceledi.
Bir süre sonra ayağa kalkıp geniş camın önüne yürüdü. Otuz beş kat aşağıda şehir bütün karmaşasıyla akıp gidiyordu. Arabalar, insanlar, birbirine karışan sesler… Her şey yukarıdan bakıldığında küçük ve önemsiz görünüyordu.
Masanın üzerindeki dahili telefon çaldı.
Berna yerine dönerek ahizeyi kaldırdı.
“Buyurun.”
“Berna Hanım, Mert Bey arıyor. Önemli olduğunu belirtti. Bağlamamı ister misiniz?”
“Bağlayın lütfen.”
Birkaç saniye sonra telefondan Mert'in sesi duyuldu.
“Berna Hanım, babanız bu sabah vefat etmiş.”
Berna'nın yüzünde herhangi bir değişiklik olmadı.
“Anladım Mert. Gerekeni yap.”
“Başınız sağ olsun Berna Hanım. Hukuki işlemler için—”
“Sen ilgilen. Gerekli belgeleri bana iletirsin.”
“Tabii Berna Hanım.”
Telefonu kapattı.
Bir süre elindeki telefona baktı. Sonra yavaşça yerine bıraktı. Masasındaki dosyayı kendine doğru çekti ve kaldığı yerden okumaya devam etti.
Sanki az önce duyduğu haber, hayatının herhangi bir köşesine bile dokunmamıştı.
Aradan yaklaşık iki saat geçmişti. Berna, bilgisayarındaki son raporu incelerken ekranın sağ alt köşesinde yeni bir e-posta bildirimi belirdi.
Gönderen: Bilinmeyen
Konu: Seni görüyorum
Berna fareyi hareket ettirerek e-postayı açtı.
“Geçmişinden kaçtığını sanıyorsun, Berna.
Oysa bazı kapılar, üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin kapanmaz.
Babanın ölümü bir son değil, yalnızca başlangıç.
Seni izliyorum.”
Berna mesajı bir kez daha okudu. Ardından e-postanın çıktısını aldı ve kâğıdı masasına bıraktı.
Telefonuna uzanarak sekreterini aradı.
“Bilgi işlem ve güvenlik birimini bana yönlendirin. Bir e-postanın gönderildiği kaynağın araştırılmasını istiyorum. Yalnızca gönderenin kim olduğunu değil, şirket sistemine nasıl ulaştığını da öğrenmek istiyorum. Orijinal mesajı ve teknik kayıtları korusunlar. Hiçbir şey silinmesin.”
“Tabii Berna Hanım.”
Telefonu kapattı.
Berna, hayatı boyunca karşısına çıkan her engeli aşmış, her tehdide karşı dimdik durmuştu. Kontrol edemediği hiçbir şeyin hayatında yer edinmesine izin vermemişti.
Fakat bu kez karşısındaki şeyin ne olduğunu bilmiyordu.
Ve Berna Saner, bilmediği şeylerden hiç hoşlanmazdı.