İçeriğe geç

Bir Şarkının İçinde

4. BÖLÜM

O gün benim için sıradan bir akşam gibi başlamıştı. Sarya birkaç gün önce hafta sonu düzenlenecek bir müzik gecesinden bahsetmişti. Kürtçe şarkıların söyleneceği, insanların bir araya geldiği bir geceydi. Başta kararsızdım. Üniversite ve iş arasında gidip gelmekten kendime zaman ayıramıyordum. Bir yanım evde kalmak istiyordu, diğer yanım dışarı çıkıp müzik dinlemeye ihtiyaç duyuyordu.

Sonunda Sarya'nın ısrarlarına dayanamadım.

"Geliyorsun, değil mi?" diye sordu telefonda.

"Bilmiyorum daha."

"İki gündür aynı şeyi söylüyorsun."

"Çünkü hâlâ karar vermedim."

"Karar vermene gerek yok. Saat sekizde seni alıyoruz."

"Benim fikrimi neden soruyorsun o zaman?"

"Nezaketen."

Sarya'nın arabasında Ronay ve Lorin de vardı. Yol boyunca müzik dinledik. Lorin o gece dans edeceğini, kimsenin onu durduramayacağını söylüyordu. Ronay her cümleye bir yorum ekliyordu. Serhad'ın başka bir işi çıkmıştı, gelemeyecekti.

Mekâna vardığımızda içerisi kalabalıktı. Kapıdan girer girmez müziğin sesi bizi karşıladı. Kürtçe şarkılar ve kalabalığın sesleri birbirine karışmıştı. Bir an durup etrafıma baktım.

Günlük hayatımda çoğu zaman başka bir dilin içinde yaşıyordum. Burada ise duyduğum sesler, konuşulan dil, insanların birbirine seslenişi çocukluğumdan tanıdık şeyler hatırlatıyordu. Bir süreliğine kendimi evime daha yakın hissettim.

Masamıza yerleştik. Ronay tanıdığı birini görüp selam vermeye gitti, Lorin sahneyi inceledi, Sarya telefonuyla fotoğraf çekti. Ben çantamı sandalyenin yanına bırakıp etrafı seyrettim.

Bir ara sahneye yeni birinin çıkacağı duyuruldu. Önce müzisyenler yerlerini aldı. Ardından bir adam sahneye çıktı. Uzun boyluydu, omuzları genişti, açık kumral saçları vardı. Mikrofonu ayarladı, müzisyenlerle kısa bir süre konuştu. Kalabalığa baktığında yüzünde hafif bir gülümseme belirdi ve yanağında bir gamze göründü.

Müzik başladığında konuşmalar azaldı. İlk notalar duyulduğunda sahneye biraz daha dikkatli baktım. Adam Berivan Arin'in "Cano" şarkısını söylemeye başladı.

Sesi hem güçlü hem sakindi. Acele etmiyor, her kelimeyi kendi ritminde söylüyordu. Bir süre etrafımdaki sesleri duymadım.

Sonra gözlerim onun gözlerine denk geldi. Kalabalığın arasından doğrudan bizim masaya bakıyordu. İlk anda tesadüf olduğunu düşündüm. Başımı çevirdim. Birkaç saniye sonra yeniden baktığımda hâlâ aynı yöne bakıyordu.

Bu kez hemen başımı çevirmedim. Şarkısını söylemeye devam ediyordu. Yüzündeki ifade değişmemişti ama gözlerinde kısa bir an için farklı bir şey gördüğümü düşündüm. Sonra hafifçe gülümsedi. Ben de farkında olmadan gülümsedim.

Neden böyle yaptığımı bilmiyordum. Belki şarkının etkisiydi. Şarkı boyunca birkaç kez daha bakışlarımız kesişti. Her seferinde kendimi yeniden müziğe vermeye çalıştım.

Şarkı bittiğinde alkışlar koptu. Ben de alkışladım. Adam başını kaldırıp bir kez daha bizim masanın olduğu tarafa baktı. Yanımdan Sarya'nın sesi geldi.

"Çok güzel sesi var, değil mi?"

"Evet. Gerçekten güzel söylüyor."

Sarya bana baktı, sonra sahneye döndü.

"Şarkıyı da çok güzel seçmiş."

Başımı salladım, konuyu uzatmadım.

Gecenin geri kalanında müzik devam etti. Sarya'yla sahneye yaklaşıp dans edenlere katıldık. Sonra kalabalıktan uzaklaşıp müziği dinledim ve Mardin'i düşündüm. Evimizin olduğu sokağı, annemin mutfaktan seslenişini, akşamları uzaktan gelen müzik seslerini. Burada duyduğum şarkılar yalnızca memleketimi değil, orada bıraktığım hayatı da hatırlatıyordu.

"Evin?"

Sarya'nın sesiyle gözlerimi açtım.

"Daldın yine."

"Biraz."

"Özledin mi?"

"Biraz değil."

Sarya koluma girdi. Bir süre yan yana durup müziği dinledik.

Eve döndüğümde telefondaki fotoğraflara baktım. Sarya'yla çekildiğimiz bir fotoğrafta ikimiz de gülüyorduk. Lorin'in gözleri kapalı çıkmıştı. Telefonu bırakmadan önce aklıma sahnedeki adam geldi, şarkıyı söylerken bana baktığı an. Ne adını biliyordum ne de hakkında herhangi bir şey. Sadece bir müzik gecesinde şarkı söyleyen biriydi.

O gece benim için bundan fazlası değildi. Henüz birbirimizi tanımıyorduk. Birkaç gün sonra yeniden karşılaşacağımızı da bilmiyordum.