İçeriğe geç

Bölüm 1: O Gece

Bölüm 1 — O Gece

Yağmur, camlara usulca vuruyordu.

Aslem, pencerenin önünde durmuş, elindeki kahveyi soğuttuğunu fark etmeden dışarıyı izliyordu. Ankara'nın gri sabahlarından biriydi. İnsanların telaşla bir yerlere yetiştiği, arabaların ıslak yollarda birbirinin peşinden aktığı sıradan bir pazartesi...

Ama Aslem için sıradan değildi.

Bugün ilk günüydü.

Yirmi üç yaşındaydı ve yıllardır hayalini kurduğu mesleğe sonunda adım atmıştı.

Henüz atanamamıştı.

KPSS'den istediği puanı almış olsa da kadro için biraz daha beklemesi gerekiyordu. Beklemekten hiç hoşlanmıyordu aslında. Çünkü Aslem hayatı boyunca bir şeyleri beklemişti.

Bir kapının açılmasını.

Birinin geri dönmesini.

Bir yere ait olmayı.

Belki de bu yüzden, ataması yapılana kadar özel bir kurumda çalışmaya karar vermişti.

Çocukların olduğu küçük bir eğitim merkezinde.

Önündeki masaya baktı. Dosyalarını üçüncü kez kontrol etti.

Kalem.

Not defteri.

Kimlik.

Diploma fotokopisi.

Hepsi tamamdı.

Derin bir nefes aldı.

“Başarabilirsin.”

Bunu kime söylediğini bilmiyordu.

Belki kendine.

Belki de yıllardır içinde büyüttüğü o küçük kıza.

Çantasını aldı ve evden çıktı.


Kurumun kapısından içeri girdiğinde çocuk sesleri çoktan koridorları doldurmuştu.

Bir çocuğun kahkahası...

Ardından başka bir çocuğun ağlama sesi...

Bir öğretmenin “Koşmayın çocuklar!” diye bağırması...

Aslem istemsizce gülümsedi.

Garipti.

Çocukların olduğu yerde kendini daha az yalnız hissediyordu.

Belki de çocukların hiçbir şeyi saklamamasındandı.

Mutluysa gülerlerdi.

Üzgünse ağlarlardı.

Birini özlediklerinde bunu söylemekten utanmazlardı.

Aslem ise büyürken duygularını içine atmayı öğrenmişti.

“Yeni öğretmen siz misiniz?”

Aslem düşüncelerinden sıyrılıp arkasını döndü.

Karşısında yaklaşık altı yaşlarında, iki yanağında çiller olan küçük bir kız çocuğu duruyordu.

Aslem gülümsedi.

“Evet. Sen kimsin bakalım?”

“Küçük öğretmen yardımcınız.”

Aslem kahkaha attı.

“Öyle mi?”

Küçük kız ciddi bir ifadeyle başını salladı.

“Ben her şeyi biliyorum.”

“Harika. O zaman bana sınıfı gösterir misin?”

Kız onun elinden tuttu.

“Gel.”

Aslem birkaç adım attıktan sonra duraksadı.

Küçük el, parmaklarının arasındaydı.

Sıcacıktı.

Bir anlığına gözlerinin önünden başka bir el geçti.

Küçük.

Titreyen.

Ve onu tutan başka bir el...

Aslem gözlerini kırpıştırdı.

Görüntü kaybolmuştu.

“Öğretmenim?”

Küçük kız ona bakıyordu.

Aslem hemen gülümsedi.

“Buradayım.”

Çocuk elini daha sıkı tuttu.

“Ben de buradayım.”

Aslem'in boğazında bir düğüm oluştu.

Nedense bu cümle kalbine dokunmuştu.


Günün nasıl geçtiğini anlamadı.

Çocuklarla oyun oynadı, ders anlattı, birkaç kez üstüne boya sıçradı ve öğle arasında kahvesini içemeden soğuttu.

Ama ilk kez uzun zamandır eve dönerken yüzünde gerçek bir gülümseme vardı.

Telefonunu çıkardı.

Ekranda yine aynı bildirim duruyordu.

Atama sonuçları için henüz tarih açıklanmadı.

Bir süre ekrana baktı.

Sonra telefonu kapattı.

“Bir gün,” dedi kendi kendine.

“Ben de atanacağım.”

Evinin kapısını açtığında sessizlik onu karşıladı.

Her zamanki gibi.

Çantasını bıraktı.

Ayakkabılarını çıkardı.

Salonun ışığını açtı.

Küçük evinde yalnızca saatin sesi vardı.

Tik tak.

Tik tak.

Aslem mutfağa geçip kendine yemek hazırlamaya çalıştı ama birkaç dakika sonra vazgeçti.

Buzdolabından yoğurt aldı.

Tek başına yemek yemek istemiyordu.

Çünkü bazı akşamlar insanın canı yemek değil, birinin “Nasıldı günün?” diye sormasını istiyordu.

Aslem bunu kendine bile itiraf etmiyordu.

O gece yatağına uzandığında yağmur hâlâ yağıyordu.

Gözlerini kapattı.

Küçük kızın gün içinde söylediği o söz aklına geldi.

“Ben de buradayım.”

Aslem'in dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.

Ama gece ilerledikçe o gülümseme kayboldu.

Çünkü bazı geceler vardı...

İnsan kaç yaşına gelirse gelsin, içindeki çocuk büyümüyordu.

Aslem'in içindeki çocuk da büyümemişti.

Altı yaşındaydı hâlâ.

Yağmurlu bir gecede, kocaman bir binanın önünde duruyor...

Annesinin elini tutuyordu.

Annesi ağlıyordu.

Aslem neden ağladığını anlamıyordu.

Sadece elini bırakmamasını istiyordu.

Sonra o el...

Yavaşça parmaklarının arasından kayıyordu.

Aslem yatağında gözlerini açtı.

Nefesi hızlanmıştı.

O an yine aynı şeyi yaptı.

Her gece yaptığı gibi.

Yorganını çenesine kadar çekti ve sessizce ağladı.

Çünkü hatırlamadığı bir geçmişin özlemini çekiyordu.

Ve bilmediği bir gerçeğin ağırlığını taşıyordu.

Aslem henüz bilmiyordu...

O geceyi hatırlamaya başladığında, hayatındaki hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.