İçeriğe geç

Gümüş Gözlü Yabancı

Gökyüzünde iki ay vardı.

Biri herkesin gördüğü aydı.

Diğeri ise yalnızca kaderi değişecek insanlar tarafından görülebiliyordu.

Küçük bir köyde yaşayan Mia, çocukluğundan beri ikinci ayı görebilen tek kişi olduğunu sanıyordu. Bu yüzden bunu kimseye anlatmamıştı. Anlatırsa insanlar onu deli zannedebilir diye düşündü.

On sekizinci yaş gününün gecesi, köyün dışındaki kimsenin olmadığı ormana doğru yürüdü.

Rüzgâr ağaçların arasında fısıldıyordu.

Tam geri dönecekken gökyüzündeki ikinci ay birdenbire masmavi oldu.

Yerde parlayan dolunay şeklinde gümüş bir sembol belirdi.

Toprak çatladı.

İçinden siyah pelerinli bir genç çıktı.

Dağınık siyah saçları, yakışıklı yüzü ve gümüş renkli gözleri karanlıkta yıldız gibi parlıyordu.

Mia korkuyla birkaç adım geri çekildi.

“Sen… kimsin?”

Genç adam yavaşça doğruldu.

Yüzünde yorgun ama gizemli bir ifade vardı.

Genç Adam: “Nihayet seni buldum.”

Mia: “Ben seni tanımıyorum.”

Genç Adam: “Ama ruhun beni tanıyor.”

Mia’nın kalbi hızla atmaya başladı.

Genç adam elini uzattı.

Avucunun içinde mavi bir alev yanıyordu.

Alev Mia’ya zarar vermiyor, aksine içini sıcak bir huzur kaplıyordu.

Genç Adam: “Ben Karel.”

Mia: “Sen bir büyücü müsün?”

Karel hafifçe başını salladı.

Karel: “Hayır.”

Mia: “Öyleyse nesin?”

Karel gözlerini gökyüzündeki ikinci aya çevirdi.

Karel: “Ben, insanların masal sandığı son Ejderha Muhafızıyım.”

Tam o anda ormanın derinliklerinden kulakları sağır eden bir kükreme yükseldi.

Ağaçlar sarsıldı.

Gökyüzünü devasa siyah kanatlar kapladı.

Mia sessiz ve şaşkın bir şekilde Karel'e baktı. Korkmuştu...

Karel bir adım öne geçerek Mia’nın önünde durdu.

Karel : “Artık seni buldular…”

Mia: “Neden beni?”

Karel: Çünkü…”

Karel’in sesi neredeyse fısıltıya dönüştü.

Karel: “…sen benim kader eşimsin.”

Ve gökyüzünden ilk siyah tüy, Mia’nın avuçlarına usulca düştü...