İçeriğe geç

Bazı karşılaşmalar hayatını değiştirir 💞

PROJE GELİŞTİRME TOPLANTISI

İstanbul — Kuzey Yapım / Toplantı Odası

Eylül 2026 — 09.30

Toplantı odasının cam duvarlarından içeri giren sabah ışığı, masanın üzerindeki dosyaların üzerine vuruyordu.

Uzun masanın ortasında dizüstü bilgisayar, iki tablet, birkaç kahve bardağı ve üzerinde yalnızca proje adı bulunan kalın bir dosya vardı.

SANA DENK GELDİM

Toplantıda altı kişi bulunuyordu.

Yapımcı Mert Vural masanın başındaydı.

Yanında yapım geliştirme sorumlusu Selin Karaca, içerik yöneticisi Bora Akın, senarist Derya Keskin, yönetmen adayı Elif Aksoy ve yapımın finans/planlama tarafında bulunan Caner Yalçın oturuyordu.

Mert saatine baktı.

— Tamam. Başlayalım.

Selin önündeki dosyayı açtı.

— Önce projenin kendisini konuşalım. Oyunculara geçmeden önce hepimizin aynı şeyi hayal ettiğinden emin olmamız lazım.

Bora başını salladı.

— Özellikle platform tarafında bunu netleştirmemiz gerekiyor. Romantik dizi deyip geçemeyiz.

Derya önündeki notlara baktı.

— Zaten benim derdim de o.

Mert ona döndü.

— Anlat.

Derya bilgisayarını ekrana bağladı.

İlk slayt açıldı.

SANA DENK GELDİM

18 bölüm / 42–50 dakika

Romantik drama / romantik komedi / gençlik

Derya konuşmaya başladı.

— Hikâye üniversitede geçiyor ama klasik kampüs dizisi değil. Üniversite sadece dekor değil, karakterlerin hayatının merkezi. İki ana karakterimiz de birbirinden çok farklı. Lina daha kontrollü, Ege daha spontane.

Bora araya girdi.

— Yaşları?

— Lina yirmi bir. Psikoloji üçüncü sınıf. Ege yirmi iki. İşletme son sınıf.

Caner dosyaya baktı.

— On sekiz bölüm için hikâye taşıyacaklar mı?

— Taşıyacaklar. Çünkü ilişkiyi hızlı kurmuyorum.

Mert başını kaldırdı.

— Ne kadar hızlı?

— İlk bölümde birbirlerinden hoşlanmayacaklar bile.

Elif ilk kez konuştu.

— Bu iyi.

Bora ona baktı.

— Neden?

— Çünkü ilk bölümden romantik gerilimi dayarsak seyirci karakterleri tanımadan çifti izlemeye başlar. Ben önce ikisinin ayrı ayrı çalışmasını görmek isterim.

Derya gülümsedi.

— Ben de.

Mert arkasına yaslandı.

— Peki ne zaman ilişki?

— Sezon ortasını geçtikten sonra.

Caner hemen not aldı.

— Yani ilk altı-yedi bölüm arkadaşlık?

— Arkadaşlık ve yakınlaşma.

— Sonra?

— Sonra ilişki.

Bora:

— Ve final?

Derya birkaç saniye düşündü.

— Sevgili oluyorlar ve dizi bitiyor değil.

Mert kaşını kaldırdı.

— Güzel.

— İlişkiyi de izleyeceğiz. Birbirlerini seçmeleri kadar, birbirleriyle ne yaptıklarını da.

Elif başını salladı.

— Bu önemli.

Mert dosyayı kapattı.

— Tamam. Hikâyenin omurgası bende.

Sonra Selin’e baktı.

— Hedef kitle?

Selin ekrana başka bir slayt getirdi.

— Ana kitle on sekiz–otuz dört. Ama sadece genç kadın kitlesine yaslanmasını istemiyoruz. Çift hikâyesi güçlü olacak, ama karakterlerin kendi hayatları da olacak.

Bora:

— Müzik?

Derya:

— Hikâyenin önemli bir parçası. Ama müzikal dizi gibi değil.

Elif:

— Görüntü?

— İstanbul’un sonbahardan ilkbahara geçişini kullanacağız.

Elif dosyasına küçük bir not düştü.

— O zaman sezonun görsel değişimi de karakterlerle beraber ilerler.

Mert:

— Bütçe?

Caner söze girdi.

— Kampüs, iki ev, birkaç dış mekân ve İstanbul içinde kontrollü lokasyonlarla yapılabilir. Çok büyük prodüksiyon istemiyor. Ama görüntü kalitesinden kısmamız gereken bir proje de değil.

Mert:

— Yani?

— Orta-üst ölçek. Sürekli yeni mekân aramak yerine birkaç ana mekânı güçlü kullanırız.

Selin:

— Platform tarafında da bu daha mantıklı.

Mert başını salladı.

— Tamam.

Bir an durdu.

Sonra önündeki başka dosyayı açtı.

— Şimdi oyuncular.

Odadaki hava biraz değişti.

CAST TOPLANTISI

Selin ekrana ilk karakteri getirdi.

LİNA ERDEM — 21

Psikoloji öğrencisi.

Altında dört oyuncunun fotoğrafı belirdi.

Ceren Ayruk

İlayda Akdoğan

Büşra Develi

Helin Kandemir

Mert fotoğraflara baktı.

— Derya?

— Lina’da aradığım şey sadece güzel görünmek değil. Seyircinin onun ne düşündüğünü merak etmesi gerekiyor. Sessizlik taşıyabilmeli.

Elif:

— Ve mizahı?

— Kuru. Kendiliğinden.

Bora Ceren’in fotoğrafına baktı.

— Ceren’in yaşı karaktere uyuyor.

Selin:

— Ayrıca kamera onu seviyor.

Mert:

— Ama oynayabileceğinden emin miyiz?

Elif hemen:

— Bunu audition’da görürüz.

Derya:

— Ben Ceren’i izlediğimde Lina’ya yakın bir taraf görüyorum. Özellikle karakterin kendini geri çektiği anlarda.

Mert diğer isimlere baktı.

— Büşra çok güçlü bir oyuncu.

— Güçlü, dedi Derya. Ama benim Lina için aradığım yaş enerjisi daha farklı.

Bora:

— İlayda da değerlendirilebilir.

Elif:

— Kesinlikle.

Mert birkaç saniye daha ekrana baktı.

— Ceren’i ilk görüşmeye alalım.

Selin:

— İlk aday olarak mı?

Mert:

— İlk güçlü aday olarak.

Kimse itiraz etmedi.

Slayt değişti.

EGE ARAL — 22

Çağan Efe Ak

Atakan Hoşgören

Berk Bakioğlu

Doğan Can Sarıkaya

Bora:

— Ege daha zor.

Mert:

— Neden?

— Çünkü sempatik olması yetmiyor. Seyircinin “bu çocukla arkadaş olurdum” demesi gerekiyor. Ama aynı zamanda duygusal tarafı çıktığında oyuncunun orayı da taşıması lazım.

Derya:

— Ve komik olacak ama komedi karakteri olmayacak.

Elif fotoğraflara baktı.

— Çağan?

Selin:

— Bence güçlü aday.

Mert:

— Neden?

Selin:

— Enerjisi Ege’ye uyuyor. Ama özellikle kamera testinde Lina’yla nasıl durduğunu görmemiz lazım.

Derya:

— Ege’nin Lina’nın yanında değişmesini istiyorum. Normalde herkesle rahat olan çocuk, Lina’nın yanında bazen ne diyeceğini bilemesin.

Bora güldü.

— O zaman kimya testi bayağı önemli.

Elif:

— Zaten asıl test orada.

Mert başını salladı.

— Çağan’ı da ilk görüşmeye alalım.

Caner not aldı.

— Diğer adaylar?

Mert:

— Onları da tutuyoruz. Şimdilik hiçbirini eleme.

ASLI

Slayt değişti.

ASLI SARUHAN — 21

İlayda Alişan

Nilsu Berfin Aktaş

Buse Meral

Derya:

— Aslı’nın enerjisi çok önemli. Lina’nın tam tersi.

Bora:

— Fazla mı komik?

— Hayır. Komik ama aptal değil. Çok sosyal, çok gözlemci.

Selin:

— İlayda Alişan?

Elif:

— Bence oturuyor.

Mert:

— İlk görüşmeye alalım.

Derya:

— Ben Aslı’nın Lina’yla arkadaşlığının seyirciye gerçekten geçmesini istiyorum.

EMİR

EMİR BORTEPE — 22

Emre Bey

Atakan Hoşgören

Burak Can

Berk Ali Çatal

Bora:

— Emir’de fazla “ikinci erkek başrol” havası istemiyoruz, değil mi?

Mert:

— Kesinlikle.

Derya:

— Ege’nin yanında onu tamamlayacak ama Ege’yi gölgede bırakmayacak.

Elif:

— Aslı’yla da kimyası önemli.

Selin:

— Emre Bey?

Derya fotoğrafa biraz daha uzun baktı.

— Olabilir.

Mert:

— Audition. Selin not aldı.

— Tamam.

LİNA’NIN AİLESİ

Slayt değişti.

SELMA ERDEM — 48

Melis Birkan

Bade İşçil

Şebnem Bozoklu

Derya:

— Selma’nın güçlü olması gerekiyor ama “televizyondaki mükemmel anne” gibi değil.

Elif:

— Melis Birkan’ın sakinliği güzel.

Mert:

— Onu da görelim.

MURAT ERDEM — 52

İlker Aksum

Serdar Orçin

Cansel Elçin

Mert:

— İlker?

Derya:

— Murat için sıcaklık lazım.

Elif:

— İlker bunu verebilir.

Bora:

— Serdar da çok iyi olur.

Mert:

— İkisini de değerlendirelim.

Caner not aldı.

EGE’NİN AİLESİ

AYLİN ARAL — 47

Başak Daşman

Bennu Yıldırımlar

Aslıhan Gürbüz

Derya:

— Aylin Ege’yi sıkıştırmayacak. Tam tersine onun kendi kararını vermesini isteyen bir anne.

Selin:

— Başak Daşman bu tona uyuyor.

Mert:

— Başak’ı alalım.

CEM ARAL — 53

Murat Aygen

Timuçin Esen

Mehmet Aslantuğ

Bora:

— Cem’in kötü adamlaşmaması gerekiyor.

Derya:

— Kesinlikle.

Mert:

— Murat Aygen.

Elif:

— Katılıyorum.

YAN KARAKTERLER

Selin başka bir dosya açtı.

— Üniversite tarafında çok fazla oyuncu istemiyorum.

Mert:

— İki hoca yeter.

— Psikoloji bölüm başkanı için Engin Hepileri.

Derya:

— Uyar.

— İşletme hocası için Serhat Tutumluer.

Mert:

— Tamam.

Bora:

— Başka öğrenciler?

Elif:

— İsimsiz öğrenciler. Gerektiğinde bölüm arkadaşları. Ana kadroyu şişirmeyelim.

Mert:

— Aynen.

Toplantı neredeyse iki saati geride bırakmıştı.

Kahveler yenilenmiş, ilk sayfalardaki notların üzeri çizilmiş, bazı isimlerin yanına yıldızlar konmuştu.

Mert bütün listeyi tekrar ekrana getirdi.

KADRO — İLK DEĞERLENDİRME

Lina: Ceren Ayruk / alternatif adaylar

Ege: Çağan Efe Ak / alternatif adaylar

Aslı: İlayda Alişan / alternatif adaylar

Emir: Emre Bey / alternatif adaylar

Selma: Melis Birkan

Murat: İlker Aksum / Serdar Orçin

Aylin: Başak Daşman

Cem: Murat Aygen

Mert ekrana birkaç saniye baktı.

— Şimdi önemli kısım.

Herkes ona döndü.

— Henüz kimseyi kesinleştirmiyoruz.

Derya:

— Kimya testi?

— Önce bireysel görüşmeler. Sonra kimya.

Elif:

— Lina ve Ege’yi ayrı ayrı görmek yeterli değil.

Mert:

— Biliyorum.

— Aynı sahneyi okutalım.

Selin:

— Hangi sahneyi?

Derya dosyasını açtı.

— İlk karşılaşma.

Mert:

— Romantik mi?

Derya gülümsedi.

— Hayır.

— Daha iyi.

Elif sandalyesinde biraz öne eğildi.

— Eğer romantik olmayan bir sahnede aralarında bir şey hissediyorsak, o zaman doğru çifti bulmuşuz demektir.

Mert başını salladı.

— İşte onu istiyorum.

Bir an sessizlik oldu.

Mert tekrar oyuncu listesine baktı.

Ceren’in isminin yanında küçük bir yıldız vardı.

Çağan’ın yanında da.

Henüz “kesin” değildi.

Ama diğer isimlerden biraz farklı duruyorlardı.

Mert dosyayı kapattı.

— O zaman süreç belli.

Selin kalemini kaldırdı.

— Ceren ve Çağan’ı çağırıyoruz.

Mert:

— Evet.

— Diğer adayları da tutuyoruz.

— Tabii.

Elif gülümsedi.

— Ve ikisini aynı odaya koymadan karar vermiyoruz.

Mert sandalyesini geriye itti.

— Aynen öyle.

Saat 11.48 olmuştu.

Toplantı bitmişti.

Ama artık sıradaki iş belliydi:

Oyuncu görüşmeleri başlayacaktı

SANA DENK GELDİM

PROJE GELİŞTİRME — OYUNCU GÖRÜŞMELERİ

İKİ GÜN SONRA

Kuzey Yapım — 10.05

Koridor normalden daha hareketliydi.

Bir yanda prodüksiyon ekibinin elinde dosyalarla gelip gittiği, diğer yanda oyuncuların bekleme alanına alındığı uzun bir koridor vardı.

Camın arkasındaki toplantı odasında hazırlık yapılıyordu.

Masada: Lina Erdem — Karakter Dosyası.. Ege Aral — Karakter Dosyası ve birkaç audition sahnesi duruyordu.

Selin bilgisayarını açtı.

— İlk kim geliyor?

Asistan kapının önünden seslendi.

— Ceren Ayruk geldi.

Selin başını kaldırdı.

— Tamam, alabiliriz.

Kapı açıldı.

Ceren içeri girdi.

— Merhaba.

— Merhaba, hoş geldin.

Ceren herkese tek tek selam verdi.

Derya ayağa kalktı.

— Ben Derya.

— Memnun oldum.

— Ben de.

Mert elini uzattı.

— Mert. Otur, rahat ol.

Ceren sandalyeye oturdu.

Mert dosyaya bakmadan sordu:

— Projeyi okudun mu?

— Okudum.

— Lina hakkında ne düşünüyorsun?

Ceren birkaç saniye düşündü.

— Bence dışarıdan göründüğü kadar soğuk biri değil.

Derya hafifçe gülümsedi.

— Neden?

— Çünkü kontrolü seviyor. Bence insanlardan uzak durduğu için değil, yanlış anlaşılmaktan hoşlanmadığı için kendini kontrol ediyor.

Derya’nın yüzündeki ifade değişti.

Selin bunu fark etti.

Mert:

— Peki Ege?

Ceren gülümsedi.

— İlk başta Lina’nın sinir olacağı biri.

Odada küçük bir gülüşme oldu.

— Sonra?

— Sonra Lina’nın sandığı kadar yüzeysel olmadığını anlayacak.

Derya araya girdi.

— Sence Lina Ege’den ne zaman hoşlanmaya başlar.

Ceren bu kez daha uzun düşündü.

— Hoşlandığını önce kendisi fark etmez.

Derya:

— Neden?

— Çünkü bence Lina’nın problemi bu. Birine karşı bir şey hissettiğinde onu anlamlandırmaya çalışır. Duyguyu yaşamadan önce analiz eder.

Derya kalemini masaya bıraktı.

— Güzel.

Mert Ceren’e baktı.

— Hazır mısın sahneye?

— Hazırım.

10.32

Kısa bir audition sahnesi okundu.

Lina’nın üniversitede Ege’yle ilk kez ciddi şekilde tartıştığı bir sahneydi.

Ceren sahneyi bitirdiğinde odada birkaç saniye sessizlik oldu.

Elif önündeki notlara baktı.

— Bir daha.

Ceren başını salladı.

— Bu sefer son cümleden önce biraz daha bekle.

İkinci kez oynadı. Bitti.

Elif:

— Tamam.

Mert Ceren’e baktı.

— Teşekkür ederiz.

— Ben teşekkür ederim.

Ceren ayağa kalktı.

Kapıya yöneldi.

Tam çıkacakken Derya:

— Ceren?

Ceren döndü.

— Evet?

— Lina’yı sevdin mi?

Ceren hafifçe gülümsedi.

— Evet.

— Neden?

— Çünkü güçlü olmak zorunda olmadığı anlarda bile güçlü görünmeye çalışıyor.

Derya’nın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.

— Tamam.

Ceren çıktı.

Kapı kapandı.

Bora sandalyesinde geriye yaslandı.

— Ben beğendim.

Elif:

— Ben de.

Mert hiçbir şey söylemedi.

Sadece dosyanın üzerine küçük bir yıldız koydu.

11.20 — ÇAĞAN

Koridorda bir süre sonra yeniden hareket oldu.

Asistan kapıyı hafifçe açtı.

— Çağan Efe Ak geldi.

Mert başını kaldırdı.

— Alalım.

Kapı açıldı.

Çağan içeri girdi.

— Merhaba.

— Hoş geldin.

Herkesle selamlaştı.

Mert:

— Otur.

Çağan oturdu.

Derya dosyayı önüne koydu.

— Ege’yi nasıl gördün?

Çağan birkaç saniye düşündü.

— İnsanların sandığından daha fazla şey saklayan biri.

Derya başını kaldırdı.

— Ne saklıyor?

— Korkularını.

Elif dikkat kesildi.

Çağan devam etti.

— Bence Ege çok konuştuğu için duygularını saklayabiliyor. İnsanlar sürekli konuşan birinin kendini gizleyebileceğini düşünmüyor.

Derya hafifçe gülümsedi.

— Peki Lina?

Çağan:

— Başta beni sinir ederdi.

Bora güldü.

— Karakter olarak mı?

— Evet. Çünkü Ege’nin karşısında sürekli ne yaptığını bilen biri var. Ege de bundan hoşlanmayacak.

Mert:

— Sonra?

Çağan omuz silkti.

— Sonra hoşuna gitmeye başlayacak.

Derya:

— Neden?

— Çünkü ilk defa biri onun bütün numaralarını yemiyor.

Odada kısa bir sessizlik oldu.

Elif gülümsedi.

— Güzel.

Mert dosyayı kapattı.

— Sahneye geçelim.

Çağan sahneye geçti.

Ege’nin Lina’yla ilk karşılaşmasından kısa bir bölüm okundu.

İlk denemede daha rahat oynadı. İkinci denemede Elif durdurdu.

— Biraz daha az oynama.

Çağan:

— Daha doğal?

— Evet. Ege’nin komik olduğunu göstermek için komik olmaya çalışma.

Çağan başını salladı.

Üçüncü deneme. Bu kez daha sade. Daha doğal.

Son cümlede küçük bir gülümseme.

Sessizlik.

Elif:

— İşte.

Mert baktı.

— Teşekkürler.

Çağan:

— Ben teşekkür ederim.

Ayağa kalktı.

Kapıya yöneldi.

Mert:

— Çağan.

Döndü.

— Evet?

— Kimya testi için tekrar çağıracağız.

Çağan başını salladı.

— Tamam.

Ve çıktı.

Kapı kapandı.

Bora:

— Bence bu çocuk Ege.

Derya:

— Ben de öyle düşünüyorum.

Elif hemen ekledi:

— Ama Lina’yla yan yana görmeden hiçbir şey söylemeyin.

Mert:

— Aynen.

İKİ GÜN SONRA

KİMYA TESTİ

Saat 15.00.

Toplantı odası bu kez farklı hazırlanmıştı.

İki sandalye. Bir masa.

Kamera. Yan tarafta monitör.

Derya’nın yazdığı iki kısa sahne.

Ceren geldiğinde Çağan henüz içeride değildi.

Ceren sandalyelerden birine oturdu.

Bir süre sonra kapı açıldı.

Çağan içeri girdi.

— Merhaba.

Ceren ayağa kalktı.

— Merhaba.

Kısa bir el sıkışma.

— Nasılsın?

— İyiyim, sen?

— Ben de.

Elif onları izliyordu.

Mert kameranın arkasında durdu.

— Daha önce tanışıyor muydunuz?

İkisi de aynı anda:

— Hayır.

Ceren gülümsedi. Çağan da güldü.

Elif:

— Tamam. Güzel.

Derya ellerindeki sahne kağıtlarını uzattı.

— Çok basit bir sahne. İkiniz de kampüstesiniz. Ege, Lina’nın masasındaki kahveyi yanlışlıkla alıyor. Lina da buna sinirleniyor.

Çağan:

— Kahve kavgası mı?

Derya:

— İlk temas.

Ceren:

— Güzel.

İkisi karşılıklı oturdu.

Kamera açıldı.

Kayıt.

Çağan Ege’ye girdi.

— Bu senin mi?

Ceren Lina olarak baktı.

— Evet.

Çağan bardağa baktı.

— Emin misin?

— Üzerinde ismim yazıyor.

Çağan bardağın üzerine baktı.

— Aa.

Ceren:

— “Aa” ne?

Çağan hafifçe gülümsedi.

— Benim ismim de Ege.

Ceren birkaç saniye baktı.

— Ege yazmıyor.

Çağan sustu.

Kısa bir sessizlik.

Ceren:

— Çünkü benim kahvem.

Çağan istemsizce güldü. Ceren de gülümsememek için kendini tuttu.

Kamera hâlâ kayıttaydı. Elif monitöre baktı. Sonra Mert’e.

Mert hiçbir şey söylemedi. Sadece izledi.

Derya da sessizce sahneyi takip ediyordu.

Sahne bitti.

— Kes.

İki oyuncu da rahatladı.

Çağan Ceren’e döndü.

— İyi başladık.

Ceren:

— Kahvemi çaldın.

— Yanlışlıkla.

— Sonuçta çaldın.

— Telafi ederim.

Ceren:

— Nasıl?

Çağan bir saniye düşündü.

— Yeni kahve.

Ceren:

— İyi.

Elif başını kaldırdı.

— Tamam.

İkisi ona döndü.

— Bir daha oynayalım.

Bu sefer Derya sahneyi değiştirdi.

Daha sakin bir sahne.

Kampüs çıkışında iki karakterin ilk kez gerçekten konuşmaya başladığı an.

Kamera yeniden açıldı.

Bu kez repliklerden çok sessizlikler vardı.

Ege bir şey söyleyip durdu. Lina ona baktı. Ege gözlerini kaçırdı. Lina hafifçe gülümsedi.

Ve o küçücük an, monitörün arkasındaki herkesin dikkatini çekti.

Sahne bitti.

Elif:

— Tamam.

Kamera kapandı. Mert birkaç saniye daha monitöre baktı.

Sonra:

— Bir daha izleyelim.

Bora:

— İlk sahneyi mi? Mert başını salladı.

— İkincisini.

Tekrar oynattılar. Kimse konuşmadı. Video bitti.

Mert arkasına yaslandı.

— Ceren ve Çağan’ı diğer adaylarla aynı şekilde değerlendirmeye devam ediyoruz.

Selin başını salladı.

— Ama?

Mert hafifçe gülümsedi.

— Ama şu an için birbirlerinden ayrılmıyorlar.

Derya:

— Ben de aynı fikirdeyim.

Elif:

— O zaman ikisini birlikte görmek istediğimiz bir test daha yapalım.

Mert:

— Yapacağız.

Sonra dosyaya baktı.

İki ismin yanına birer işaret koydu.

Lina — Ceren Ayruk.. Ege — Çağan Efe Ak

Henüz resmi cast değildi. Ama toplantıdaki herkes aynı şeyi düşünüyordu.

Bu ikilinin birlikte ne yapabileceğini daha fazla görmek istiyorlardı.

Ertesi Gün

İKİNCİ KİMYA TESTİ

İki gün sonra Ceren yeniden Kuzey Yapım’a geldi.

Bu kez odaya girdiğinde Çağan çoktan oradaydı.

— Selam.

— Selam.

İlk teste göre ikisi de daha rahattı.

Elif senaryoları önlerine bıraktı.

— Bu sefer farklı bir şey deneyeceğiz. İlk testte birbirinizi yeni tanıyordunuz. Şimdi Lina ve Ege’nin birkaç haftadır birbirini tanıdığını düşünün.

Derya ekledi:

— Aralarında hâlâ bir şey yok. Ama birbirlerinin huylarını artık biliyorlar.

Çağan senaryoya baktı.

— Yani birbirlerinin sinir bozucu olduğunu keşfetmişler.

Ceren:

— Ege kesin bunu daha önce keşfetmiştir.

Çağan ona döndü.

— Lina da pek kolay biri değil.

Ceren:

— Güzel. Daha başlamadan kavga ediyoruz.

Elif gülerek:

— Başlayın.

İlk sahne kampüs kütüphanesindeydi.

Lina çalışıyordur. Ege karşısındaki sandalyeye oturur.

— Buraya oturabilir miyim?

Lina gözlerini bilgisayardan ayırmadan:

— Oturdun bile.

Ege:

— İzin vermedin ama.

— Fark ettim.

Ege birkaç saniye susar.

— Sen hep böyle misin?

Lina sonunda başını kaldırır.

— Nasıl?

— İnsanların konuşmasını zorlaştıran.

Lina:

— Sen de hep böyle misin?

— Nasıl?

— İnsanların çalışmasını zorlaştıran.

Kısa bir sessizlik.

Ege gülümser.

— Demek beni fark ediyorsun.

Lina gözlerini tekrar bilgisayarına çevirir.

— Maalesef.

Kes.

Elif hemen durdurur.

— Güzel. Bir daha.

İkinci çekimde aynı sahne daha az komik, daha doğal oynanır.

Bu kez Ege’nin bakışı biraz daha uzun kalır.

Lina fark eder. Ama hiçbir şey söylemez.

Elif:

— Tamam.

Sonra üçüncü sahneye geçerler.

Bu kez kampüsün dışındadırlar.

Lina’nın morali bozuktur. Ege onu ilk kez gerçekten ciddi görür.

— Bir şey olmuş.

— Yok.

— Lina.

— Ege.

— Beni kandırmaya çalışma.

Lina ona bakar.

— Neden bu kadar umursuyorsun?

Çağan, repliğe hemen girmeden önce çok kısa bir an durur.

— Çünkü…

Gözlerini Ceren’den ayırmaz.

— …artık seni tanıyorum.

Ceren’in yüzündeki ifade çok hafif değişir.

Bir saniye.

İki saniye.

Elif:

— Kes.

Bu kez odada kimse konuşmaz.

Mert önündeki dosyaya bakar.

Derya Ceren ve Çağan’a bakıp hafifçe gülümser.

Elif sandalyesine yaslanır.

— Tamam.

Çağan:

— Oldu mu?

Elif:

— Oldu.

Mert dosyasını kapatır.

— Bence başka test yapmaya gerek yok.

Elif ona bakar.

— Ben de aynı fikirdeyim.

Derya:

— Ben zaten kararımı ilk testte vermiştim.

Mert iki dosyayı yan yana koyar.

Ceren Ayruk — Lina Erdem

Çağan Efe Ak — Ege Aral…

İkinci chemistry testinin üzerinden iki gün geçmişti.

Kuzey Yapım’ın toplantı odasında yine aynı masa, aynı dosyalar, aynı kahveler vardı.

Ama bu kez masanın üzerinde yalnızca adayların dosyaları yoktu.

Ortada kalın, lacivert kapaklı bir klasör duruyordu.

Üzerinde tek bir isim vardı: SANA DENK GELDİM

Mert dosyayı önüne çekti.

— Tamam. Artık karar vermemiz gerekiyor.

Selin koltuğunda biraz geriye yaslandı.

— Lina konusunda benim için çok net.

Derya başını kaldırdı.

— Benim için de.

Bora gülümsedi.

— Ceren?

Selin hiç düşünmeden cevap verdi.

— Ceren.

Derya da dosyaya baktı.

— Lina’yı oynarken karakteri açıklamaya çalışmıyor. Karakterin ne düşündüğünü gerçekten bulmaya çalışıyor. Bence bu önemli.

Elif ilk kez söze girdi.

— Bir de Çağan’la yan yana geldiğinde sahne değişiyor.

Caner kaşını kaldırdı.

— Olumlu anlamda mı?

Elif hafifçe güldü.

— Evet. Tek başlarına ikisi de iyi. Ama yan yana geldiklerinde kameranın dikkati doğal olarak oraya gidiyor.

Derya kahvesinden bir yudum aldı.

— Üstelik romantizmi zorlamadan.

Mert dosyayı açtı. Lina’nın sayfasının üzerine kalemle küçük bir işaret koydu. Sonra Ege’nin dosyasını açtı.

Odadaki hava biraz değişti.

— Çağan?

Elif:

— Çağan.

Bora:

— Çağan.

Selin başını salladı.

— Çağan.

Derya gülümsedi.

— Ege’yi düşündüğümden daha farklı bir yere çekti.

Mert:

— Nasıl?

— İlk başta eğlenceli çocuk gibi görünüyor. Sonra fark ediyorsun ki mizahı aslında savunma mekanizması. Çağan bunu fazla göstermeden verebiliyor.

Elif dosyaya baktı.

— Ayrıca Ceren’in karşısında geri çekilmiyor. Bu önemli. Lina güçlü bir karakter. Ege’nin yanında ezilmemesi gerekiyor ama Ege’nin de Lina’nın yanında sönmemesi gerekiyor.

Mert iki dosyayı yan yana koydu. Bir süre baktı. Sonra kalemi masaya bıraktı.

— O zaman tamam.

Kısa bir sessizlik.

— Lina Erdem: Ceren Ayruk.

— Ege Aral: Çağan Efe Ak.

Selin gülümsedi.

— Aslı için İlayda Alişan.

— Emir için Emre Bey, dedi Bora.

Mert diğer dosyalara geçti.

— Selma?

— Melis Birkan.

— Murat?

Derya:

— İlker Aksum.

— Aylin?

— Başak Daşman.

— Cem?

— Murat Aygen.

Mert son sayfayı kapattı.

— Tam kadro.

Elif sandalyesinden doğruldu.

— O zaman artık oyuncu seçmiyoruz.

Mert gülümsedi.

— Artık dizi yapıyoruz.

Ve bu kez dosyaların üzerine büyükçe bir not düşülür:

CAST — ONAYLANDI.

Aynı gün öğleden sonra telefonlar çalmaya başladı.

Önce Ceren’in telefonu.

Menajeri aradı.

— Ceren, haber geldi.

Ceren kısa bir sessizlikten sonra:

— Nasıl?

— Lina Erdem.

Ceren’in yüzünde önce küçük bir şaşkınlık belirdi.

Sonra gülümsedi.

— Gerçekten mi?

— Gerçekten.

— Tamam… Bir an durdu.

— Çok güzel.

Telefon kapandıktan sonra Ceren birkaç saniye olduğu yerde kaldı.

Sonra elindeki senaryoya baktı.

İlk sayfada yazıyordu: LİNA ERDEM

Parmağıyla ismin üzerinden hafifçe geçti.

— Hadi bakalım Lina.

Çağan’ın haberi de aynı saatlerde geldi.

Menajeri:

— Ege Aral.

Çağan:

— Kesin mi?

— Kesin.

Çağan birkaç saniye sustu.

Sonra:

— Güzel.

— Sadece güzel mi?

Çağan güldü.

— Ne diyeyim?

— Biraz heyecanlanabilirsin.

— Heyecanlandım zaten.

— Belli olmuyor.

— O da benim yeteneğim.

İLK TOPLU OKUMA

Bir hafta sonra.

Kuzey Yapım’ın büyük toplantı salonu.

Uzun bir masa. Üzerinde senaryolar, kalemler, su şişeleri, kahveler.

Duvarın karşısında büyük bir ekran.

Ekranda: SANA DENK GELDİM

Altında:

1. SEZON — 18 BÖLÜM

Oyuncular yavaş yavaş gelmeye başladı.

İlayda Alişan içeri girer girmez Ceren’e sarıldı.

— Sonunda!

Ceren güldü.

— Daha tanışalı kaç dakika oldu?

— Biz artık en yakın arkadaşız. Rol gereği.

Emre Bey arkadan seslendi:

— Ben de Emir olarak bunu kabul etmiyorum.

İlayda dönüp:

— Sen önce Aslı’nın erkek arkadaşı olduğunu kanıtla.

— Senaryoda daha ilk bölümden belli değil mi?

— Ben belli etmem.

— Sen zaten her şeyi belli ediyorsun.

Ceren gülerek başını iki yana salladı.

Tam o sırada kapı açıldı. Çağan içeri girdi. Elinde senaryo vardı. Gözleri masanın etrafında gezindi. Ceren’le göz göze geldi.

Kısa bir gülümseme.

— Selam.

— Selam.

Çağan boş sandalyelerden birine geçti. Ceren’in hemen karşısına değil. Bir yanına.

Derya bunu uzaktan fark etti ama hiçbir şey söylemedi.

Elif de fark etmişti.

Mert dosyasını açtı.

— Arkadaşlar, hepiniz hoş geldiniz. Bugün sadece masa okuması yapmayacağız. Bu dizinin tonunu da birlikte bulacağız.

Ekranda ilk bölümün kapağı açıldı.

BÖLÜM 1

Derya konuşmaya başladı:

— Lina ve Ege birbirlerinden hoşlanmayacaklar.

İlayda elini kaldırdı.

— Ne kadar hoşlanmayacaklar?

Herkes güldü.

Derya:

— İlk etapta mı?

— Evet.

— Fazlasıyla.

Çağan hemen:

— Ege’nin suçu yok mu?

Ceren ona baktı.

— Daha başlamadan savunmaya geçtin.

Çağan:

— Ben karakterimi savunuyorum.

Ceren:

— Karakterin daha beni tanımıyor bile.

— Ben tanıyorum.

— Ege tanımıyor.

— Tamam, tamam.

Elif gülümsedi.

— İşte tam olarak bunu istiyoruz.

Ceren ve Çağan aynı anda ona baktı.

Elif:

— Lina ve Ege’nin ilk sahnelerinde aralarında romantik bir şey olmayacak. Birbirlerini gerçekten sinir edecekler.

Çağan:

— Harika.

Ceren:

— Çok güzel.

Derya:

— Ama seyirci bir şey hissedecek.

Kısa bir sessizlik.

— Onlar hissetmeyecek.

Elif cümleyi tamamladı:

— Seyirci hissedecek.

Ceren senaryoya baktı. Çağan da önündeki sayfayı çevirdi.

İlk sahnenin başlığı ekranda belirdi.

MERIDIAN İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ — KAMPÜS — SABAH

Ve ilk kez herkes aynı hikâyenin içine girdi. Ama daha çekim başlamamıştı. Çünkü önlerinde kostüm provaları vardı.

Lina’nın gardırobu. Ege’nin gardırobu.

Aslı ve Emir’in tarzları.

Saç ve makyaj testleri.

Kampüs keşifleri. Köşe’nin bulunması.

Ege’nin arabası. Lina’nın evi. Afiş çekimi. İlk teaser görüntüleri.

Ve en önemlisi…

Ceren ve Çağan’ın ilk kamera önü prova çekimi.

O gün henüz kimse bilmiyordu. Ama birkaç ay sonra internette herkes aynı şeyi konuşacaktı:

“EGLİN NE ZAMAN AŞIK OLDU?” 😭😂

Ama bunların hepsinden önce, o günkü masa okumasının bitmesi gerekiyordu.

İlk bölümün son sayfasına gelindiğinde salondaki hava artık toplantının başındaki kadar resmî değildi.

Oyuncular senaryoları kapatmış, bazıları sandalyelerine iyice yaslanmıştı. Kimi elindeki kahveden son yudumunu alıyor, kimi de okuma boyunca aldığı küçük notlara tekrar bakıyordu.

Elif masanın başındaki dosyasını kapattı.

— Tamam. İlk bölüm için bugünlük bu kadar.

İlayda hemen:

— Ben daha yeni Aslı olmuş gibi hissediyorum.

Emre Bey güldü.

— Ben de Emir’in neden bu kadar rahat olduğunu anlamaya çalışıyorum.

Derya:

— Anlamana gerek yok. O rahat zaten.

— Karakter mi ben mi?

— İkisi de olabilir.

Masada gülüşmeler oldu.

Ceren de önündeki senaryoyu kapatıp sandalyesinde geriye yaslandı.

Çağan yanındaki su şişesini eline aldı.

— İlk bölüm bayağı hareketliymiş.

Ceren ona baktı.

— Senin yüzünden.

— Daha başlamadık.

— Ege’yi okudun.

— Ege’yi ben yazmadım.

Derya araya girdi.

— Daha ilk günden suçu senariste atmayalım.

Çağan güldü.

— Tamam, tamam.

İlayda Ceren’e döndü.

— Bu arada bizim sahneler güzel.

— Güzel.

— Ama seninle çok kavga edeceğim.

Ceren:

— Aslı yüzünden mi?

— Aslı yüzünden.

Emre Bey hemen:

— Emir de buna alışık zaten.

İlayda ona döndü.

— Sen çok konuşma.

— Daha masa okumasında azar işittim.

Ceren güldü.

Salondaki gerginlik tamamen dağılmıştı.

Bir süre herkes karakterlerden, sahnelerden ve ilk çekim gününden konuştu. Kimse birbirini uzun zamandır tanıyormuş gibi davranmıyordu ama ilk birkaç saatteki mesafe de kalmamıştı artık.

Sonuçta bundan sonra aylar boyunca aynı sette olacaklardı.

Aynı sahneleri tekrar tekrar oynayacak, aynı saatlerde sete gelecek, aynı bekleme sürelerini paylaşacaklardı.

Bu yüzden o günkü kısa sohbet, aslında bütün ekibin birbirine alışmaya başladığı ilk andı.

Bir süre sonra oyuncular yavaş yavaş salondan çıkmaya başladı.

Ceren senaryosunu çantasına koyarken Çağan yanından geçti.

— Yarın kostüm mü?

— Galiba.

— Görüşürüz o zaman.

Ceren başını kaldırdı.

— Görüşürüz.

İkisi de henüz bunun ne kadar sık söyleyecekleri bir cümle olduğunu bilmiyordu.

Kostüm Hazırlıkları-Afiş ve Karakter Çekim Günü

Kuzey Yapım’ın hazırlık katı artık tamamen değişmişti.

Masaların üzerinde senaryoların yanında kostüm listeleri, karakter notları ve çekim planları vardı.

İlk olarak kostüm provaları başladı.

Ceren için hazırlanan kıyafetler Lina’nın karakterini tamamlayacak şekilde seçiliyordu. Günlük, rahat ama özenli parçalar. Jeanler, basic tişörtler, gömlekler, blazerlar, sneakerlar ve botlar.

Lina’nın dikkat çekmek için giyinmediği ama ne giydiğini de umursamadığı hissi isteniyordu.

Ceren aynanın karşısında farklı kombinleri denerken Elif birkaç adım geriden onu izledi.

— Bu daha Lina.

Ceren aynaya baktı.

— Hangisi?

— Gri gömlek, jean.

Derya da yanlarına geldi.

— Evet. Çok uğraşılmış görünmüyor.

Ceren:

— Rahat da.

— Zaten öyle olmalı.

Bir süre sonra sıra Çağan’a geldi.

Ege’nin gardırobu daha rahattı. Tişörtler, sweatshirtler, gömlekler, jeanler, sneakerlar…

Çağan ilk kombinlerden biriyle dışarı çıktığında Ceren istemsizce baktı.

Çağan bunu fark etti.

— Nasıl?

Ceren birkaç saniye düşündü.

— Ege.

— Güzel.

— Ama bunu duyunca fazla sevinme.

— Neden?

— Çünkü karakterini oynuyorsun.

Çağan gülümsedi.

— Yani iyi oynuyorum.

Ceren gözlerini devirdi.

— Daha başlamadık bile.

Yakındaki Elif gülerek:

— İşte tam olarak bu enerjiyi kaybetmeyin.

Kostüm provaları ilerledikçe Aslı ve Emir’in tarzları da netleşti.

Aslı daha renkli, daha hareketli ve daha dikkat çekici parçalarla; Emir ise Ege’ye göre daha rahat ve biraz daha dağınık bir stille ayrıştırıldı.

Dört karakter yan yana geldiğinde birbirlerinden kolayca ayırt edilebileceklerdi.

Sonra saç ve makyaj testleri başladı.

Lina’nın saçları mümkün olduğunca doğal bırakıldı. Ege’de de fazla uğraşılmış bir görünüm tercih edilmedi.

Kimse fazla bir şey söylemedi. Çünkü artık işin en önemli kısmına doğru gidiyorlardı.

Karakterleri sadece kâğıt üzerinde değil, kameranın karşısında da kurmaya.

Artık sadece bir dizi çekmeye hazırlanmıyorlardı.

Lina’nın yaşayacağı, Ege’nin gireceği ve ikisinin birlikte zaman geçireceği bir dünya kuruluyordu.

Ve o dünyanın ilk kez kameranın karşısında gerçekten görünmesi gerekiyordu.

İlk karakter çekimleri için Kuzey Yapım’ın stüdyosunda ayrı bir alan hazırlanmıştı.

Arka planda sade bir fon, birkaç farklı ışık kurulumu ve monitörlerin bulunduğu küçük bir çekim alanı vardı.

Fotoğraf ekibi, kamera ekibi ve Elif aynı tarafta duruyordu.

Derya’nın elinde karakter notları vardı.

— Önce tekli çekimler.

Ceren hazırlandı.

Lina’nın ilk görünümüyle kamera karşısına geçti.

Elinde birkaç kitap vardı.

Kamera açıldı.

— Hazırız.

Ceren doğrudan kameraya baktı.

Fotoğrafçı:

— Biraz sola.

Ceren başını çok hafif çevirdi.

— Güzel.

Bir kare.

Sonra başka bir açı.

Bu kez Ceren kitapları göğsüne yakın tutarak merdiven kenarında yürüdü.

Kamera onu takip etti.

— Yürü, durma.

Ceren birkaç adım daha attı.

Sonra durup arkasına baktı.

Klik.

Bir başka kare.

Ardından aynı görünümün kısa videosu çekildi.

— Kayıt.

Ceren yürümeye başladı. Kameraya bakmadan geçti.

Bir an durdu.

Kitabını açtı. Sayfaları çevirdi.

Kısa bir yakın plan.

— Kes.

Elif monitöre baktı.

— Bu iyi.

Derya gülümsedi.

— Lina gerçekten burada yaşıyor gibi.

Sonra ikinci kıyafet. Bu kez daha farklı bir Lina.

Blazer, jean ve çanta.

Daha şehirli. Daha kendinden emin.

Yine fotoğraf. Yine kısa video.

Yürüyüş.

Kitaplık önünde duruş. Pencereden dışarı bakış.

Masada ders çalışırken alınan birkaç doğal kare.

Her kıyafet değiştiğinde Lina’nın başka bir tarafı ortaya çıkıyordu.

Ama hepsinin ortak noktası aynıydı: Lina kendini göstermek için uğraşmıyordu.

Kamera sadece onu yakalıyordu.

Sonra Çağan geldi.

Ege’nin ilk görünümü için daha rahat bir kombin seçildi.

Kamera karşısına geçtiğinde fotoğrafçı:

— Biraz daha rahat.

Çağan:

— Böyle mi?

— Evet. Omuzları bırak.

Çağan gevşedi.

— Şimdi oldu.

Kamera çekmeye başladı.

Ege’nin elleri cebinde yürüdüğü birkaç kare. Sonra telefonuna bakarken. Sonra arkadaşlarıyla konuşuyormuş gibi.

Bir sandalyeye ters otururken.

Ve son olarak doğrudan kameraya baktığı bir portre.

Fotoğrafçı:

— Gülümseme yok.

Çağan ciddi baktı.

— Böyle mi?

— Evet.

Klik.

Bir kare daha.

Sonra:

— Şimdi küçük bir gülümseme.

Çağan’ın yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu.

Klik.

Elif monitöre baktı.

— İşte Ege.

Bir süre sonra çekimlerin tonu değişti. Afiş çekimleri için ceren ve çağan birlikte çekilmeye başlayacaktı.

Elif ikisini de çağırdı. Ceren ve Çağan yan yana geldiler.

Elif:

İlk olarak birbirinize bakmayacaksınız.

Çağan:

— Tamam.

Ceren:

— Zaten bakmıyorduk.

Çağan:

— Daha başlamadan kavga ettin.

Ceren güldü.

Fotoğrafçı:

— Omuzlar biraz yakın.

İkisi birbirine yaklaşmadan, sadece aralarındaki mesafeyi azaltacak kadar yer değiştirdi.

— Güzel.

Kamera çekti.

Sonra:

— Şimdi ikiniz de karşıya bakın.

Klik.

Bir başka kare.

Bu kez Ceren’in elinde kitap vardı. Çağan’ın elleri cebinde.

Birbirlerine birkaç santim daha yakın. Ama göz göze gelmiyorlardı.

Elif monitöre baktı.

— Bu afiş için olabilir.

Derya yanına geldi.

— Evet.

Sonra başka bir kombin.

Ceren bu kez daha şık bir görünümdeydi. Çağan’ın kıyafeti de biraz daha özenliydi.

İkisi yan yana durdu.

Fotoğrafçı:

— Bu sefer birbirinize bakabilirsiniz.

Ceren ve Çağan aynı anda birbirlerine döndü.

Bir saniyelik bakış.

Klik.

— Bir tane daha.

Bu kez bakış biraz daha uzun sürdü.

Klik.

Elif:

— Tamam.

Çağan Ceren’e dönüp:

— Bu daha romantik oldu.

Elif hemen:

— Hayır. Henüz romantik istemiyorum.

Ceren gülerek:

— Duydun.

— Tamam.

— Bir daha romantik bakma.

— Ben romantik bakmadım.

— Baktın.

Fotoğrafçı araya girdi:

— Bence tam olarak aradığımız şey bu.

Herkes güldü.

Sonra fotoğraftan videoya geçildi. Bu kez küçük tanıtım videoları çekilecekti.

Önce Ceren tek başına. Kamera karşısında durdu.

Ekranın arkasından bir ses geldi:

— Karakterini üç kelimeyle anlat.

Ceren hiç düşünmeden:

— Kontrollü. Gözlemci. İnatçı.

— Lina’nın Ege’yle ilk karşılaşması nasıl olacak?

Ceren hafifçe gülümsedi.

— Muhtemelen iyi geçmeyecek.

— Neden?

— Çünkü Ege fazla rahat.

Kamera arkasından Çağan’ın sesi geldi:

— Duyuyorum.

Ceren gülmeye başladı.

— Kes!

Ekip de güldü.

Sonra Çağan tek başına kameranın karşısına geçti.

— Ege’yi üç kelimeyle anlat.

— Sosyal. Komik. İnatçı.

Kamera arkasından Ceren:

— Kendini beğenmiş demeyi unuttun.

Çağan:

— O Lina’nın yorumu.

Ceren:

— Doğru yorum.

Yine gülüşmeler.

Bu görüntüler daha sonra dizinin sosyal medya hesabında kullanılabilecek kadar doğal ve kısa tutuldu.

Ardından ilk kez ikisinin birlikte olduğu kısa bir tanıtım videosu çekildi.

Kameranın karşısında yan yana oturdular.

Ekranda: Ceren Ayruk & Çağan Efe Ak.

 Lina & Ege

Elif:

— Birbiriniz hakkında ilk izleniminizi söyleyin.

Ceren Çağan’a baktı.

— Çok konuşuyor.

Çağan:

— Çok sakin.

Ceren:

— Bu iyi bir şey.

Çağan:

— Ben kötü demedim.

— Ama öyle söyledin.

— Söylemedim.

Kamera arkasından Derya:

— Tamam, bunu kullanıyoruz.

İkisi birden güldü.

Başka bir videoda bu kez sorular daha kısa tutuldu.

“İlk kim sinirlenir?”

İkisi aynı anda Ceren’i gösterdi.

Ceren:

— Ne?

Çağan:

— Lina.

— Ben Lina değilim.

— Ama karakterin.

— Sen de Ege değilsin.

Çağan bir saniye düşündü.

— Doğru.

Ceren:

— Gördün mü?

Bir başka kısa video:

“İlk kim özür diler?”

İkisi de Çağan’a baktı.

Çağan:

— Neden herkes bana bakıyor?

Ceren:

— Çünkü Ege.

Bütün bu çekimler devam ederken Kuzey Yapım’ın sosyal medya tarafında da ilk hazırlıklar başlamıştı.

Henüz hesap büyük bir şekilde duyurulmamıştı.

Ama kullanıcı adı, profil görseli ve ilk içerik planı hazırlanıyordu.

Sana Denk Geldim — Resmî Hesap

İlk gönderiler için karakter fotoğrafları seçildi.

Lina. Ege.

Aslı. Emir.

Sonra ikili fotoğraflar. Ve en son ana afiş.

Elif ekrana bakıp:

— İlk paylaşım afiş mi olsun?

Selin başını salladı.

— Bence önce küçük bir karakter tanıtımı.

Derya:

— Lina ve Ege’yi ayrı ayrı verelim.

Bora:

— Sonra ikisini aynı karede gösterelim.

Selin:

— İnsanlar daha hikâyeyi bilmeden çift teorisi üretmeye başlamasın.

Derya güldü.

— Daha şimdiden mi?

— Sosyal medya bu.

Kimse itiraz etmedi.

Çünkü herkes biliyordu: Dizi daha yayınlanmadan önce bile karakterler yaşamaya başlayacaktı.

Çekimlerin sonunda Aslı ve Emir için de kısa karakter videoları alındı.

İlayda kameranın karşısına geçtiğinde enerjisi bütün stüdyoyu değiştirdi.

— Aslı’yı üç kelimeyle?

Hiç düşünmeden:

— Meraklı. Konuşkan. Tehlikeli.

Emre Bey:

— Tehlikeli mi?

İlayda:

— Evet.

— Ben Emir olarak korkmalı mıyım?

— Biraz.

Kamera arkasından kahkahalar yükseldi.

Emir için de daha rahat bir tanıtım çekildi.

Sonra Aslı ve Emir birlikte kadraja girdi. İkisi yan yana oturup birbirlerinin karakterlerini anlatmaya çalışırken sürekli birbirlerinin sözünü kesti.

Elif sonunda:

— Tamam, yeter.

İlayda:

— Ama daha başlamadık.

Elif güldü.

— Zaten sorun da o.

Günün sonunda stüdyoda yüzlerce fotoğraf, onlarca kısa video ve ilk tanıtım görüntüleri birikmişti.

Henüz hiçbiri yayınlanmamıştı.

Ama artık dizinin sosyal medya hesabının kullanabileceği gerçek bir içerik havuzu vardı.

Karakter fotoğrafları. Oyuncu portreleri. Kısa tanıtım videoları.

Ceren ve Çağan’ın birlikte olduğu ilk görüntüler.

Aslı ve Emir’in enerjisi.

Ve ileride paylaşılacak ilk afişin ham kareleri.

Bütün bunlar hazırlanırken oyuncular da yavaş yavaş sete alışmaya başlıyordu.

Selin, günün son dosyalarını bilgisayarına aktarırken ekrana bir kez daha baktı.

— Bunları bugün yayınlamıyoruz.

Bora:

— Hepsini bir anda da vermeyiz zaten.

— Vermeyeceğiz.

Derya sandalyesinden kalktı.

— Önce dizinin dünyasını biraz kurmak lazım.

Elif başını salladı.

— İnsanlar daha hikâyeyi görmeden karakterleri tanımaya başlasın.

Mert:

— Sonra ilk görüntüler gelir.

Selin gülümsedi.

— Yavaş yavaş.

Çünkü daha ortada yayınlanmış tek bir fotoğraf bile yoktu.

Ama Sana Denk Geldim artık sadece bir senaryodan ibaret değildi.

Oyuncular seçilmişti. Karakterler şekillenmişti. Kıyafetleri belirlenmişti.

İlk fotoğrafları çekilmişti. İlk videoları kaydedilmişti.

Ve artık kameranın önünde nasıl görünecekleri de belliydi. Geriye, onları gerçekten bir setin içine yerleştirmek kalmıştı.

Akşamüstü ekip yavaş yavaş toparlanırken Ceren son kez çekim alanına baktı.

Çağan da senaryosunu çantasına koyup yanına geldi.

— Bitti mi?

— Bugünlük.

— Yarın?

Ceren çantasını omzuna aldı.

— Yarın devam.

Çağan başını salladı.

— Görüşürüz o zaman.

— Görüşürüz.

O gün için herkes evine dağıldı. Ama ertesi sabah Kuzey Yapım’ın arka tarafında onları farklı bir görüntü bekliyordu. Çünkü set artık sadece stüdyodan ibaret olmayacaktı.

Karavanlar gelmişti.

ERTESİ SABAH

 

Üniversitenin dışında hazırlıklar çoktan başlamıştı.

 

Meridian İstanbul Üniversitesi’nin kampüs girişine yakın bölüm, sabahın erken saatlerinden itibaren çekim ekibinin hareketliliğiyle dolmaya başlamıştı. Kamera ekipmanları kuruluyor, ışıkların yerleri ayarlanıyor, ses ekibi son kontrollerini yapıyor, reji ekibi ise günün çekim programını tek tek gözden geçiriyordu.

 

Biraz ileride iki karavan yan yana duruyordu.

 

Kapılarında isimleri yazıyordu.

 

CEREN AYRUK ~ ÇAĞAN EFE AK

 

Ceren alana geldiğinde kendi karavanının önünde kısa bir an durdu.

 

— Güzel olmuş.

 

Çağan da yanına gelip kendi kapısındaki isme baktı.

 

— Evet.

 

Sonra kapıyı açıp içeri girdi.

 

Küçük bir oturma alanı, ayna, hazırlık masası ve kostüm için ayrılmış bir bölüm vardı.

 

— Gayet iyiymiş.

 

Ceren kendi karavanının kapısını açtı.

 

— Benimkine de bak.

 

Çağan birkaç saniye sonra onun karavanına geçti.

 

— Seninki de güzel.

 

— Hangisi daha iyi?

 

Çağan etrafa bakıp:

 

— Seninki.

 

Ceren güldü.

 

— Neden?

 

— Daha düzenli.

 

— Daha yeni girdin.

 

— Yine de belli.

 

Ceren başını sallayıp kendi koltuğuna oturdu. Çağan da karşısındaki koltuğa geçti. Ceren çantasından senaryo dosyasını çıkardı.

 

Çağan dosyaya baktı.

 

— Bugünkü sahnelere mi bakıyorsun?

 

— Evet.

 

— Ben de getireyim.

 

Çağan karavanına bıraktığı çantasından senaryosunu alıp geri döndü. Bir süre karşılıklı oturup sayfaları çevirdiler.

 

Ceren bir yerde durdu.

 

— Burada Ege’nin tepkisi biraz daha kısa olabilir.

 

Çağan sayfaya eğildi.

 

— Şurası mı?

 

— Evet.

 

— Haklısın. Kalemiyle kenara küçük bir not aldı.

 

— Bunu denerim.

 

Ceren de kendi sayfasına döndü.

 

İkisi bir süre daha sessizce senaryolarına baktı.

 

Dışarıdan setin hareketliliği duyuluyordu. Bir süre sonra kapının önünden ses geldi.

 

— Kahvaltı hazır!

 

Çağan başını kaldırdı.

 

— Gidelim mi?

 

Ceren senaryoyu kapattı.

 

— Gidelim.

 

Kahvaltı alanına geldiklerinde uzun masada her şey hazırlanmıştı.

 

Sıcak menemen, börekler, poğaçalar, simitler, pankekler, peynir çeşitleri, zeytinler, domates ve salatalıklar; yanında bal, reçel, çikolata kreması ve tereyağı vardı. Çay ve kahveler de çoktan servis edilmeye başlamıştı.

 

İlayda bir tabağa menemen alırken onları gördü.

 

— Gelin, yer var.

 

Ceren ile Çağan yan yana iki sandalyeye oturdu.

 

Çağan çayını alırken Ceren tabağına biraz menemen koydu.

 

İlayda:

 

— Bugün herkesin enerjisi yüksek olsun. Bugün bölüm çekimimiz var. 

 

Emre Bey hemen:

 

— Önce herkes karnını doyursun. Enerji sonra.

 

İlayda:

 

— Sen zaten ikinci tabağa geçtin.

 

— Çünkü enerji depoluyorum.

 

Ceren gülerek başını iki yana salladı.

 

Çağan da önündeki börekten bir parça aldı.

 

Masada bir yandan kahvaltı ediliyor, bir yandan günün programı konuşuluyordu.

 

Derya:

 

— Kahvaltıdan sonra kostümlerin son kontrolleri var. Öğleden sonra da sahne çekimlerine geçeceğiz. 

 

Elif:

 

— Özellikle Lina ve Ege’nin ilk sahnelerine biraz daha uzun çalışacağız.

 

Çağan başını salladı.

 

— Tamam.

 

Ceren:

 

— Hazırız.

 

Sonra tekrar kahvaltılarına döndüler.

 

Kahvaltı yavaş yavaş toparlanırken masadaki sohbet de dağıldı. Birkaç kişi kahvesini alıp ayağa kalktı, ekipten bazıları çekim alanına geçmeye başladı.

 

Derya elindeki programa bakıp seslendi.

 

— Ceren, Çağan. Siz önce karavanlara geçin. Hazırlıklarınızı yapın, sonra kostüm ekibi sizi çağıracak.

 

Ceren başını salladı.

 

— Tamam.

 

Çağan da elindeki kahve bardağını masaya bıraktı.

 

— Görüşürüz.

 

İkisi birlikte masadan kalkıp karavanların olduğu tarafa yürüdüler.

 

Henüz gerçek çekim başlamamıştı.

 

Ama set hayatının küçük rutinleri yavaş yavaş oluşmaya başlamıştı.

 

Ve o günün sonunda, kameranın gerçekten açılmasına artık çok az kalmıştı. 

 

Karavanlar 

 

Ceren kendi karavanına girdiğinde içeride kostüm ekibinden biri çoktan hazırlık yapmaya başlamıştı. Lina’nın ilk çekim günü için seçilen kıyafetler askıda duruyordu.

 

Sade bir kot pantolon, açık renk bir gömlek, üzerine ince bir blazer.

 

Ceren kıyafetlere baktı.

 

— Bugün Lina biraz daha klasikmiş.

 

Kostüm sorumlusu gülümsedi.

 

— İlk bölümlerde daha kontrollü bir görüntüsü olsun istiyoruz. Sonra Ege’yle yakınlaştıkça tarzında da küçük değişiklikler yapacağız.

 

Ceren başını salladı.

 

— Tamam, mantıklı.

 

Öte tarafta Çağan da kendi karavanında Ege’nin kıyafetlerine bakıyordu.

 

Onun için koyu renk bir pantolon, beyaz tişört ve üzerine açık renk bir overshirt hazırlanmıştı.

 

Çağan kıyafetleri eline alıp aynaya baktı.

 

— Ege oldu bu.

 

Kostüm ekibinden biri güldü.

 

— Giyinmeden Ege oldun. 

 

— Sahiplenmek böyle bir şey. 

 

Kısa süre sonra hazırlık başladı.

 

Saç, makyaj, son kıyafet kontrolleri…

 

Ceren aynanın karşısında otururken makyaj ekibi yüzünü olabildiğince doğal bırakıyordu. Lina’nın makyajı belirgin olmayacaktı; kamera karşısında sadece yüzünü biraz daha canlı gösterecek kadar.

 

Çağan’ın saçında da çok büyük bir değişiklik yapılmadı. Birkaç küçük dokunuşla Ege’nin daha rahat, günlük görüntüsü tamamlandı.

 

Yaklaşık yarım saat sonra iki karavanın kapısı da peş peşe açıldı.

 

Ceren kendi karavanından çıktıktan sonra kampüsün girişine doğru baktı.

 

Çağan onu görünce kısa bir bakış attı.

 

— Lina.

 

Ceren gülümsedi.

 

— Ege.

 

— Olmuş ya.

 

— Sen de olmuşsun.

 

Çağan başıyla çekim alanını işaret etti.

 

— Başlıyoruz galiba.

 

Ceren gülümsedi.

 

— Galiba değil. Başlıyoruz.

 

Çağan kısa bir kahkaha attı.

 

Bugün Lina ve Ege’yi gerçekten kameranın karşısına geçireceklerdi.

 

Elif Aksoy onları görünce yanlarına geldi.

 

— Hazırsanız önce bir kez mekânı dolaşalım.

 

Ceren başını salladı.

 

— Tamam.

 

Elif kampüsün girişini, merdivenleri ve öğrencilerin geçeceği yolu göstererek sahneyi anlattı.

 

— İlk karşılaşmanız burada. Ama sahnenin başında birbirinizi fark etmiyorsunuz. Lina kendi dünyasında. Ege de kendi dünyasında. Sonra yollarınız kesişiyor.

 

Çağan senaryoya baktı.

 

— Yani ilk anda birbirimizi görmüyoruz.

 

— Evet. Seyirci de önce ikinizi ayrı ayrı tanıyacak.

 

Ceren:

 

— Sonra çarpışma.

 

Elif gülümsedi.

 

— Aynen. Ama fiziksel olarak büyük bir çarpışma değil. Küçük bir an. Önemli olan bakış.

 

Çağan senaryoyu kapattı.

 

— Tamam.

 

Reji ekibinden ses geldi.

 

— Hazırız!

 

Ceren ve Çağan başlangıç noktalarına geçtiler.

 

Ceren artık Ceren değildi. Omuzları, yürüyüşü, bakışı değişmişti.

 

Lina Erdem kampüs yolundan tek başına ilerlemeye başladı.

 

Diğer tarafta Çağan, Ege Aral olarak kadraja girdi.

 

İki ayrı yol. İki ayrı hayat.

 

Ve birkaç saniye sonra ilk kez aynı yerde olacaklardı.

 

Elif monitörün başına geçti.

 

— Sessizlik!

 

Set bir anda sakinleşti.

 

— Kamera?

 

— Hazır.

 

— Ses?

 

— Hazır.

 

Elif gözünü monitörden ayırmadan:

 

— Kayıt.

 

İlk kez gerçekten çekiyorlardı. 

MERIDIAN İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ — İÇ MEKAN / ÖĞLEN

Kampüs öğle saatlerinin hareketliliğine çoktan kavuşmuştu.

Girişte öğrenciler küçük gruplar hâlinde ilerliyor, bazıları kantine doğru yöneliyor, bazıları merdivenlerde arkadaşlarıyla sohbet ediyordu.

 

Kamera kampüsün genel görüntüsünden yavaşça giriş yoluna indi.

 

Lina kalabalığın arasından tek başına ilerliyordu.

 

Telefonunun ekranına kısa bir süre baktı. Bir mesaj.

 

Aslı: Neredesin?

 

Lina yürümeye devam ederken cevap yazdı.

 

Lina: Geliyorum. (Mesajı gönderdi.)

Emir, kampüs girişindeki panoya göz gezdirirken Ege’ye döndü.

Emir: Bu akşamki etkinliğe geliyor musun?

Ege telefonunu cebine koydu.

Ege: Hangisine?

Emir: Öğrenci kulüplerinin açılış etkinliği. Geçen sene de gitmiştik.

Ege: Sen gitmiştin. Ben seni almaya gelmiştim.

Emir: Sonuçta oradaydın.

Ege güldü.

Ege: Emir, senin yüzünden gecenin yarısını ayakta geçirdim.

Emir: Ama eğlendin.

Ege: Senin eğlence anlayışınla benimki biraz farklı.

Emir cevap vermek üzereyken Ege’nin dikkati başka tarafa kaydı.

Lina, telefonunu çantasına koymuş, girişteki kalabalığın arasından ilerliyordu. Önündeki iki öğrenci durunca yönünü değiştirdi. Aynı anda Ege de Emir’in yanından ayrılıp birkaç adım attı.

İkisi köşede karşı karşıya geldi.

Lina durdu. Ege de durdu.

Ege hafifçe yana çekildi. Lina da aynı tarafa geçti. Bu kez Ege diğer tarafa yöneldi. Lina da oraya geçti.

İkisi bir an birbirine baktı.

Ege gülümseyerek başını hafifçe yana eğdi.

Ege: Bir karar versek mi?

Lina kaşını kaldırdı.

Lina: Ben zaten karar vermiştim.

Ege: Ben de öyle sanmıştım.

Lina: O zaman yolumdan çekilir misiniz?

Ege bir adım geri çekildi.

Ege: Buyurun.

Lina yanından geçerken Ege’nin omzuna çantası hafifçe takıldı. Lina durup çantasını düzeltti.

Lina: Bir de biraz dikkatli olsanız?

Ege şaşkınlıkla kendisini gösterdi.

Ege: Ben mi?

Lina: Evet, siz.

Ege: İlginç. Az önce yol vermeye çalışıyordum.

Lina: Pek başarılı olduğunuz söylenemez.

Emir arkasında gülmemek için başını çevirdi.

Ege ise Lina’ya bakıyordu. Kızın hiç tereddüt etmeden laf yetiştirmesi hoşuna gitmemişti demek doğru olmazdı; daha çok karşısında böyle bir tepki beklemiyordu.

Ege: Peki, bir dahaki sefere daha iyi çalışırım.

Lina hafifçe başını salladı.

Lina: İyi olur.

Yürüyüp gitti.

Emir hemen Ege’nin yanına sokuldu.

Emir: Ne oldu öyle?

Ege ona döndü.

Ege: Ne olmuş?

Emir: Kız seni iki dakikada susturdu.

Ege: Susmadım.

Emir: İçinden saydın herhalde.

Ege başını iki yana salladı.

Ege: Emir, yürü.

Emir kahkaha attı.

Kamera Lina’ya döndü. Telefonuna Aslı’dan bir mesaj geldi.

Aslı: Geciktin. L

Lina cevap yazdı.

Lina: Geliyorum. Yolda birine denk geldim, bütün enerjimi aldı.

Bir an durdu, sonra ekledi.

Lina: Gereksiz özgüven sahibi biri. 😑

Mesajı gönderip telefonunu çantasına geri koydu.

Diğer tarafta Ege ve Emir kampüs yolunda ilerlemeye devam ediyordu.

Emir: Kimdi peki?

Ege: Kim?

Emir: Az önceki kız.

Ege: Nereden bileyim?

Emir: Biraz merak ettin sanki.

Ege ona yan gözle baktı.

Ege: Senin boş vaktin çok galiba.

Emir gülerek önüne döndü.

Emir: Ben sadece gözlem yapıyorum.

Ege cevap vermedi.

Ama yüzündeki hafif rahatsız ifade hâlâ kaybolmamıştı.

Elif:

— “Kes.”

Yönetmenin sesi kampüs girişindeki kalabalığın arasından yükseldi.

Kamera hareketini durdurdu. Ekipten birkaç kişi monitörün bulunduğu tarafa yönelirken oyuncular da oldukları yerde kaldı.

Yönetmen Elif monitöre eğilip sahneyi baştan sona izledi.

Elif: Nasıl hissettiniz?

Çağan birkaç adım yaklaşırken Ceren de kameranın yan tarafında bekledi.

Çağan:

— Bence güzel oldu.

Elif yeniden ekrana baktı.

Elif:

— Ben de sevdim. Özellikle son kısım iyi. İlk karşılaşma gibi duruyor ama ikisinin de birbirine karşı ilgisi varmış gibi fazla belli olmuyor.

Sonra Çağan’a döndü.

Elif:
— Ege’nin bakışı biraz daha meraklı olabilir. Ama bunu belli etmesin. Sanki kendi de neden baktığını anlamıyor gibi.

Çağan başını salladı.

Çağan:
— Tamam.

Elif bu kez Ceren’e baktı.

Elif:
— Lina da çıkıp giderken tamamen umursamaz görünmesin. Rahatsız olmuş ama üzerinde durmak istemiyor gibi. Çok küçük bir şey.

Ceren:
— Tamamdır.

Ekip yeniden yerlerini aldı.

Lina birkaç metre ileride pozisyonunu aldı. Telefonunu eline aldı.

Kamera hazırlandı.

Elif:
— Hazır mıyız?

Kameradan cevap geldi.

Kamera Ekibi:
— Hazırız.

Elif:
— Motor.

Kamera kayda girdi.

Lina telefonu çantasına koyduktan sonra dudaklarının kenarında hafif belli belirsiz bir gülümseme oluştu.

Sonra hemen kayboldu.

Elif:
— Kes.

Elif monitöre biraz daha yaklaştı.

Elif:
— İşte bu. Bunu kullanalım.

Ceren olduğu yerde beklerken kamera ekibi yeni açıya geçti.

Bu kez Ege’nin yakın planı alınacaktı.

Çağan yerine geçti.

Elif:
— Burada Emir’in söylediklerini düşünmüyorsun. Kızın söyledikleri aklına geliyor. Ama seyirci bunu ilk anda anlamasın.

Çağan:
— Tamam.

Elif:
— Bir de gülümsemeyi çok az tut. Daha çok gözlerinde olsun.

Çağan başını salladı.

Elif:
— Hazır.

Kamera kayda girdi.

Ege kampüs yolunda yürüyordu.

Bir an yavaşladı. Başını hafifçe yana çevirip Lina’nın az önce gittiği tarafa baktı.

Dudaklarının kenarı belli belirsiz kıvrıldı. Sonra kendini toparlayıp önüne döndü.

Elif:
— Kes.

Elif monitöre baktı.

Elif:
— Güzel. Bir kez daha.

Kısa bir hazırlığın ardından aynı plan tekrar çekildi.

Bu kez Ege’nin bakışı biraz daha uzun kaldı.

Elif:
— Tamam. Bunu aldık.

Kamera yeniden değiştirildi.

Elif:
— Şimdi karşılıklı yakın planları alıyoruz.

Lina ve Ege aynı noktaya getirildi.

Önce Lina’nın kaşını kaldırdığı an çekildi. Sonra Ege’nin hafifçe gülümsediği an.

Lina’nın:

Lina: İyi olur dediği plan birkaç farklı açıdan tekrarlandı.

Ardından Ege’nin:

Ege: Bir dahaki sefere daha iyi çalışırım dediği an çekildi.

Her tekrarda küçük detaylar değişiyordu.

Birinde Ege’nin bakışı biraz daha uzun kaldı. Birinde Lina’nın kaşı daha belirgin kalktı.

Bir diğerinde Ege, Lina yanından geçerken arkasından bakacak gibi oldu ama kendini tuttu.

Elif monitöre baktı.

Elif:
— Sonuncuyu bir daha alalım.

Kamera yeniden hazırlandı.

Lina yürüdü.

Ege başını çevirdi.

Lina kadrajdan çıktıktan sonra Ege’nin bakışı bir saniye daha o yönde kaldı.

Elif:
— Kes.

Elif birkaç saniye monitöre baktı.

Sonra gülümsedi.

Elif:
— Evet. Bu bakışı alıyoruz. Fazlasına gerek yok.

İlk karşılaşma sahnesi tamamlanmıştı. Ekip bir sonraki plana hazırlanırken Ceren ve Çağan da başlangıç noktalarından ayrıldı.

Elif:

— Ceren, Aslı’yla olan sahneniz kampüsün diğer tarafında. Hazır olduğunda oraya geçebilirsin.

Ceren:

— Tamam.

Çağan da senaryosunu eline aldı.

Elif:

— Çağan, sizin sahne biraz ileride. Emir’le birlikte çekiyoruz.

Çağan:

— Tamamdır.

İkisi farklı yönlere doğru ilerledi.

Kamera bu kez Lina’nın peşinden gitti.

MERIDIAN İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ

(KAMPÜS / AÇIK ALAN — ÖĞLEN)

Lina kampüs yolundan ilerlerken telefonuna tekrar baktı.

Aslı’dan yeni bir mesaj gelmişti.

Aslı: Gelmeyeceksin sanırım.

Lina kısa bir cevap yazdı.

Lina: İki dakika içinde yanındayım. Telefonunu cebine koydu.

Birkaç adım sonra kampüsün açık alanındaki bankların yanında Aslı’yı gördü.

Aslı onu fark ettiği anda ayağa kalktı.

Aslı: Sonunda.

Lina yanına geldi.

Lina: Abartma. Beş dakika bekledin.

Aslı telefonunun ekranına baktı.

Aslı: İlk yazdığından bu yana on beş dakika oldu.

Lina: O kadar oldu mu ya.

Aslı: Evet oldu.

Lina çantasını düzeltti.

Lina: Ne olduysa şu çocuk yüzünden oldu.

Aslı ona baktı.

Aslı: Aa evet. Ne oldu tam olarak ya.

Lina bir an durdu.

Lina: Ne olmadı ki.

Aslı gülümseyerek başını salladı.

Aslı: Anlatsan da öğrensem mi acaba, canım?

Lina: Yoluma çıktı. Sonra da bir güzel kabalık etti.

Aslı kaşlarını kaldırdı.

Aslı: Bir güzel kabalık mı etti?

Lina: Hem de hiç tanımadığı birine.

Aslı: Sen de kesin susmuşsundur.

Lina ona bakıp hafifçe güldü.

Lina: Beni tanıyorsun.

Aslı: Fazlasıyla.

İkisi birlikte yürümeye başladı.

Aslı: Peki kimdi?

Lina: Bilmiyorum.

Aslı: Adını bile sormadın mı?

Lina: Neden sorayım?

Aslı: Bilmem. Belki merak etmişsindir.

Lina: Etmedim. Aslı onun yüzüne baktı.

Aslı: Tamam.

Lina: Ne?

Aslı: Hiç. Sana inandım. Lina gözlerini devirdi.

Lina: İnanmadın. Aslı gülerek koluna girdi.

Aslı: Neyse, boş ver. Hadi derse geç kalacağız.

İkisi kampüs binasına doğru ilerledi.

Kamera birkaç saniye onları takip etti.

Uzakta çekim ekibinin hareketliliği görünüyordu. Birkaç ekip üyesi ellerindeki telsizlerle başka bir sahnenin hazırlığını yapıyor, kamera ekibi bir sonraki kurulum için yer değiştiriyordu.

Elif monitörün başında sahneyi yeniden izledi.

Mert yanına yaklaştı.

— Nasıl?

Elif gözlerini ekrandan ayırmadan cevap verdi.

— İyi. Doğal duruyorlar.

Mert başını salladı.

— Devam.

Elif monitörden gözlerini çekip sete baktı.

— Tamam. Şimdi Ege ve Emir.

Kamera ekibi diğer tarafa doğru hareketlendi.

Çekim yeniden başlamak üzereydi.

MERIDIAN İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ — İÇ MEKAN / KORİDOR — ÖĞLEN

Ege ve Emir, dersliklerin bulunduğu koridorda yan yana yürüyordu. Emir, birkaç saniye sessiz kaldıktan sonra Ege’ye baktı.

Emir: Bu arada çarptığın kız çok güzeldi.

Ege gözlerini devirerek yürümeye devam etti.

Ege: Başladın yine.

Emir: Sadece söylüyorum.

Ege: Söyleme.

Emir gülümseyip başını salladı.

Emir: Tamam. Sustuk.

Ege ona kısa bir bakış attı.

Ege: Hadi, derse geç kalacağız.

Emir: Sonunda mantıklı bir şey söyledin.

Ege hafifçe güldü.

Ege: Çok konuşuyorsun.

İkisi dersliğin kapısına geldi.

Emir kapıyı açarken Ege önden içeri girdi.

KES.

Kamera açısı değişti.

MERIDIAN İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ — İÇ MEKAN /

İŞLETME DERSLİĞİ  — ÖĞLEN

Sınıfta öğrenciler yerlerini almıştı.

Serhat hoca tahtanın önünde ders notlarını düzenlerken Ege ve Emir arka sıralardan birine geçti.

Kamera Ege’nin defterini açmasına, ardından sınıfa kısa bir bakış atmasına yaklaştı.

Serhat hoca derse başladı.

Serhat Hoca: Geçen derste bıraktığımız yerden devam edelim. Bir şirketin büyüme stratejisini belirlerken ilk olarak neye bakarsınız?

Sınıftan birkaç kişi düşünürken Ege elini kaldırdı.

Ege: Şirketin mevcut kaynaklarına ve pazardaki konumuna.

Serhat hoca başını salladı.

Serhat Hoca: Doğru. Ama tek başına yeterli mi?

Ege kısa bir an düşündü.

Ege: Değil. Rakiplerin durumu ve uzun vadeli hedefler de hesaba katılmalı.

Serhat Hoca: Aynen öyle.

Emir, yanındaki defterin kenarına küçük bir şey karalayıp Ege’ye doğru eğildi.

Emir: Sabahki derse göre daha uyanıksın.

Ege ona bakmadan fısıldadı.

Ege: Sen de derse odaklansan biraz.

Emir gülümseyip önüne döndü.

Kamera bir süre sınıfın genel planında kaldı.

KES.

Elif monitöre baktı.

Elif:

— Güzel. Ege tarafını aldık.

Kamera sınıftan ayrıldı.

MERIDIAN İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ — PSİKOLOJİ DERSLİĞİ — ÖĞLEN

Lina ve Aslı yan yana oturuyordu.

Engin hoca tahtanın önünde konuyu anlatırken Lina dikkatle not alıyordu. Aslı ise bir süre tahtaya baktıktan sonra defterine eğildi.

Engin Hoca: Bir davranışı değerlendirirken yalnızca görünen sonuca bakmak neden yeterli değildir?

Sınıftan birkaç kişi düşünürken Lina elini kaldırdı.

Lina: Çünkü davranışın arkasındaki koşullar ve kişinin içinde bulunduğu durum da sonucu etkileyebilir.

Engin hoca başını salladı.

Engin Hoca: Güzel. Aynı davranış, farklı koşullarda farklı anlamlara gelebilir.

Lina not almaya devam etti.

Aslı ona doğru hafifçe eğildi.

Aslı: Sen gerçekten derste bile ciddisin.

Lina gözünü defterinden ayırmadan cevap verdi.

Lina: Sen de gerçekten derste bile konuşuyorsun.

Aslı gülümseyip not almaya başladı.

Kamera Lina’nın kısa bir gülümsemesini ve ikisinin tekrar derse odaklanmasını aldı. Ardından sınıfın genel görüntüsü çekildi.

KES.

Elif monitörden gözünü ayırmadan konuştu.

Elif:

—Tamam, burası da tamam. Birkaç detay planını da aldık.

Kamera geriye doğru çekilirken ekip derslikten çıkmaya başladı.

Koridorda yeni sahnenin hazırlıkları konuşuluyordu.

Elif:
— Kütüphaneye geçiyoruz. Orayı hazırlayalım.

Kamera kampüsün koridorundan ilerlerken sahne değişti.

MERIDIAN İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ — KÜTÜPHANE — ÖĞLEDEN SONRA

Ekip, rafların bulunduğu bölüme geçti. Kamera yerleştirildi, ışıklar kontrol edildi.

Elif monitöre baktı.

Elif:
— Hazırsak alıyoruz.

Kamera kütüphanenin girişine döndü.

Kütüphanenin geniş salonunda öğrenciler masalara dağılmış, sessizce çalışıyordu.

Lina ve Aslı içeri girdi.

Aslı etrafa bakıp boş bir masayı gösterdi.

Aslı: Ben şuraya geçiyorum. Sen kitabını bul, gel.

Lina: Tamam.

Aslı masaya doğru ilerledi. Lina ise elindeki notlara bakarak rafların arasında yürümeye başladı.

Bir süre sonra aradığı bölümü buldu.

Tam kitabın sırtına uzanırken, karşı taraftan gelen başka bir el aynı kitaba uzandı.

Lina başını kaldırdı.

Ege.

İkisi de bir an durdu.

Ege: Yine mi?

Lina kaşlarını hafifçe kaldırdı.

Lina: Ne yine mi?

Ege: Aynı yerde karşılaşıyoruz.

Lina: Burası üniversite.

Ege hafifçe gülümsedi.

Ege: Doğru.

Lina kitabı gösterdi.

Lina: O kitabı alacaktım.

Ege: Ben de.

Lina: Psikolojiyle ilgili.

Ege kitabın kapağına baktı.

Ege: İşletme için de lazım. Karar verme kısmına bakacağım.

Lina kısa bir an kitabı inceledi.

Lina: Önce ben gördüm.

Ege: Ama önce ben tuttum.

Lina ona baktı.

Lina: Bu bir argüman değil.

Ege: Bence gayet iyi bir argüman.

Lina istemsizce gülümsedi ama hemen toparlandı.

Lina: Çok konuşuyorsun.

Ege kitabı ona doğru uzattı.

Ege: Al.

Lina şaşırarak kitabı aldı.

Ege: Sen kullan. İşin bitince bana bırakırsın.

Lina kitabın kapağına baktı.

Lina: Olur.

Ege: Anlaştık.

Lina: Teşekkür ederim.

Ege: Rica ederim.

Lina başıyla onaylayıp masasına doğru ilerledi.

Ege de birkaç raf ilerisine geçip başka bir kitaba bakmaya başladı.

Lina masaya oturdu.

Kitabı açıp notlarının arasından gerekli sayfaları buldu.

Aslı bir süre onu izledikten sonra dayanamayarak konuştu.

Aslı: Ne kadar sürecek?

Lina gözünü kitaptan ayırmadı.

Lina: Ne?

Aslı: Şu kitap işi.

Lina: On dakika.

Aslı: On dakikan gerçekten on dakika mı?

Lina başını kaldırıp ona baktı.

Lina: Evet.

Aslı gülümsedi.

Aslı: Tamam, bekliyorum.

Lina yeniden kitabına döndü.

Birkaç dakika sonra notlarını tamamladı.

Kitabı kapattı.

Tam ayağa kalkacakken Emir masanın yanından geçti.

Aslı onu görünce başını kaldırdı.

Emir: Sen de mi buradasın?

Aslı: Evet. Senin ne işin var?

Emir: Ders çalışmaya geldim.

Aslı kaşını kaldırdı.

Aslı: Sen mi?

Emir gülerek başını salladı.

Emir: Çok şaşırdın galiba.

Aslı: Biraz.

Emir elindeki kitabı gösterdi.

Emir: İstersen inan, istersen inanma.

Aslı gülümsedi.

Aslı: Bakalım ne kadar dayanacaksın.

Emir yanındaki sandalyeyi çekti.

Emir: Oturuyor musun?

Aslı sandalyeye baktı.

Aslı: Şimdilik.

Emir gülümseyerek oturdu.

Aslı da kitabına döndü.

Aralarında kısa bir sessizlik oldu.

Lina kitabı eline aldı.

Rafların bulunduğu tarafa doğru yürüdü.

Ege’yi birkaç sıra ileride gördü.

Yanına geldi.

Lina: Bitti senin olabilir.

Ege elindeki kitaptan başını kaldırdı.

Ege: Bu kadar çabuk mu?

Lina: Evet. Ben işimi hızlı hallederim.

Lina kitabı ona uzattı.

Ege: Evet. Anlaşılıyor.

Lina: Al.

Ege kitabı aldı.

Ege: Teşekkürler.

Lina: Rica ederim.

Kısa bir sessizlik oldu.

Ege kitabın kapağına baktı.

Ege: İşine yaradı mı?

Lina: Yaradı.

Ege: Güzel.

Lina başıyla selam verip döndü.

Ege de kitabı açtı.

Lina birkaç adım uzaklaştıktan sonra istemsizce arkasına baktı.

Ege de aynı anda başını kaldırdı.

Kısa bir göz teması.

Lina bu kez hafifçe gülümsedi.

Sonra Aslı’nın yanına döndü.

Kamera önce Lina ve Ege’nin bulunduğu rafları, ardından Aslı ve Emir’in aynı masada çalışmaya başlamasını aldı.

Elif monitörden görüntüyü kontrol etti.

Elif:
— Güzel. Ege’yle Lina’nın son kısmını bir kez daha alalım. Sonra Aslı ve Emir’in birkaç detayını çekip kapatıyoruz.

Kamera yeniden konumlandırıldı.

Ege’nin kitabı eline alışına, Lina’nın masaya dönüşüne ve Aslı ile Emir’in kısa bir bakışmasına birkaç ayrı detay planı alındı.

Elif monitöre baktı.

Elif:
— Tamam. Kütüphane tamam.

KESTİK!