Göğsümü sıkıştıran bu hissi açıklamak zor. "Senin gözlerin beni etkiledi. sende olan şey başka kimsede yok. Gözler, tatlı çiller. pembe yanaklar ve dudaklar. Seninle tatmak istiyorum elma şekerini. seninle boyamak istiyorum evimizin duvarlarını dünyanın tüm renkleriyle, yeter ki senin olmama izin ver tatlım..."
Sözler ne tatlı ve şeker pembe dizilerin olmasa olmazlarıdır bu süslü cümleler gerçek olmayacak kadar güzel. Lise gerçekten çok zorlayıcı olabiliyor parti veren ergen çocuklar trip atmaya yer arayan cıvık çiftler ve yine ergen zorbalar hepsi dört duvar arasında toplanmış aç pirana gibiler. Kan kokusu onları çılgına çeviriyor. Öğretmenler masasının önünde oturuyorum anksiyetem var ve bu beni çok zor duruma sokuyor birde asosyalsen işler normalin üç katıdır.
Sabah 6.30 da alarmım çaldı gözlerimi araladım ve alarmı kapadım. yatakta doğruldum pencereden dışarı izledim bir süre, hava güzel gibiydi bugün siyah eteğimi ve beyaz gömleğimi giymek geçti içimden üzerine de siyah deri ceketim ama sonra tekrar düşününce bunun biraz fazla olabileceği aklımı dank etti. terliklerimi giydim ve merdivenlerden aşağı indim babam kahvaltıyı hazırlıyordu kokular harikaydı krep yapmıştı ve biraz ayva reçeli. Babama doğru yaklaştım sessizce, sürahiye su koyuyordu hızlıca ve sıkıca arkasından sarıldım gülerek yanıt verdi "günaydın bal arısı. Beni korkuttun bugün enerjiksin bakıyorum." Babam dünyanın ikinci en iyi oyun şirketinin sahibidir alımlı, nazik ve yakışıklı bir beyefendidir. Saçları siyah koyu kahve gözleri ve sert bakışları olan yapılı ve yalnızca akşamları takım elbisesiz görülebilen bir adamdır. Babam aslında benim gerçek babam değil ben çok küçükken beni evlat edinmiş evlat edindikten sonra annem kanserden ölmüş babam için bunu atlatmak zordu anneme ile bana bal arılarım diye seslenirdi. Annemi daha çok tanımayı isterdim fakat vakit olmadı bunu atlatmak için babamla sıcak çikolata saati yapıyoruz babamı takım elbisesi olmadan gördüm anlar o anlar olur. Renkli pijamalarımızı giyip sıcak çikolatalarımızı alıp bahçede salıncakta oturup yıldızları izleriz terapi denen şey budur benim için bazen ben resim çizerken babamda kitap okur yada çizimlerimi övüp kendi çizmeye çalışır. Bu hayatta ondan başka hiç kimseye güvenmem.
"Baba günaydın bugün erken gidersin sanmıştım?" gülümsedi sürahiyi masaya koydu ve oturduk. "Seninle kahvaltı yapmak günümü güzelleştiriyor bal arısı. Hadi soğumadan ye." tabağıma koyulan krep i ayva reçeli ile yedim lezzetliydi yemekleri çoğunlukla ben hazırlarım bizim evde pek kural yoktur sonuçta iki kişiyiz evden işe yada okula, okuldan yada işten eve. Kahvaltımızı yaptık ve beraber sofrayı kaldırdık babam "Ben çıkıyorum bal arısı dikkatli ol ve haber ver akşam sıcak çikolata saati yapacağız." Gülümsedim ve olumlu anlamda kafamı salladım son kez babama sarıldım ve babamı uğurladım.
Kulaklığımı takıp en sevdiğim şarkıyı açtım önce mutfağı topladım makineyi çalıştırdım ve evi süpürdüm, ders dokuzdaydı ve iki saatim vardı. odama çıktım odamı toparladım ve sabahki düşündüğüm kıyafetleri giymeye karar verdim çantamı toparladım saçlarımı iki yandan ördüm ve tek ve en sevdiğim tokayı taktım tokanın üzerinde gümüş bir bal arısı vardı. Evde yardımcı kimse yok babam annem ve benden başka kimseye güvenemiyor nedenini bilemiyorum ama bu konuda biraz katıdır bir arkadaş edinmek istediğimde babam her zaman dikkatli olmamı telmihler.
en sonunda saat yaklaştı ve aşağı indim ayakkabılarımı giydim ve okula yürümeye başladım yine kulaklıklarımı taktım ve hızlıca yürümeye devam ettim. Okulun kapısına vardığımda herkes içeri girmeye çalışıyordu herkes guruplar halinde takılıyordu okulumuzun iki altın gurubu vardı krallar ve kraliçeler onlardan uzak durmak hep en iyisidir. Kapıdan girerken arkamdan birinin topuklularıyla hızla yaklaştığını hissettim dört kişi dolaşırlardı hep liderleri Deniz omuz atıp biraz yürüdükten sonra tam karşımda durdu diğer üçü Ayça, Melisa ve Aslı arkamda durdular yanından geçmeye çalıştım fakat kolumdan tutup geriye doğru çekti ve bir adım yaklaştı bana karşı kötü değildi fakat hareketleri hoşuma gitmiyordu gözlerinin içine baktım ben kumraldım o sarı saçlıydı mavi gözleri vardı benden uzundu kafamı kaldırarak bakıyordum süslü kıyafetleriyle iyiydi diğer üç kızda aynı şekilde.
Beni baştan aşağı süzdü ardından gözlerime baktı "Ooh senin gözlerin gerçekten çok güzel Eva bugün çok güzel olmuşsun. Ela gözlerini bu siyah kombinle ortaya çıkarmışsın harika." Tereddütle gülümsedim ve "T- teşekkür ederim." bir adım daha yaklaştı bende bir adım geri gittim ama arkamdaki kızlara çarptım beni durdurdular ve bir adım daha attı yüzü yüzüme biraz fazla yakındı "Eva sana bir şey söylemem gerek?" konuşurken gözlerime baktı bense onun gözerine kesik kesik baktım utanmıştım ellerim titremeye başlı her zaman aynı şeyi yapıyordu bana yakın durmaya çalışıyordu. "Nedir?" detone olmuştum korkuyordum sanırım, güldü gülerken yere baktı ve sonra tekrar bana baktı "Sen gerçekten çok tatlısın Eva. Detone olman bile çok tatlı." gözlerimi kaçırdım ve aradın nasıl oldu anlamadım sıyrıldım ve geriye doğru giderken birine sertçe çarptım. Bir adım ileri yürüdüm ve çarptığım kişiye yavaşça döndüm Volga'ydı ve yanında her zamanki gibi üç arkadaşı Bulut, Atakan, Mete arkasında duruyordu. geri çekilirken "Ö-özür dillerime." Bir adım geri giderken bileğimden tutması da bir oldu kendine çekti bir kaç saniye sonra Deniz diğer bileğimden tutu ve çekti ama Volga bırakmadı ikisi de birbirine çekince ortada kaldım birbirleriyle bakıştılar bir süre sanki bilmediğim bir dilde konuşuyorlar gibiydi.
Kollarımı onlardan kurtardım ve hızla sınıfa koştum ve sınıfa girdim hemen sırma oturdum ve kitaplarımı çıkardım. Biraz düşününce dank etti fısıltıyla "Buda ne demek neler oluyor?" hep bulaşırlardı bana ama ikisi bugün normalden tuhaftı kafamı sıraya koydum ve biraz düşündüm bir süre sonra ders başladı kalemlerimi dizdim gözlüğümü taktım ve hazırdım çoğu soruya cevap verdim böyle sakince öğlene kadar devam etti.
Öğle yemeği için yemekhaneye giderken biri kolumdan tutu ve sertçe boş bir sınıfa çekti ayağım takıldı geriye doğru düşecekken Deniz kolumdan yakaladı ve kendine doğru çekti şokla ona baktım ardından yere kısa bir bakış attıktan sonra tekrar ona baktım kendimi ondan uzaklaştırmak için doğrulmaya çalıştım ama bırakamadı cesaretimi topladım ve "D- Deniz neler oluyor ? Neden böyle davranıyorsun? bırakırım ısın?" Deniz gülerek yavaşça bırakırken kapı sertçe açıldı içeri Volga girdi sinirliydi gözleri gri renkteydi grilikler fırtına çıkaracak gibiydi hızlıca yaklaştı ve Denizi geriye doğru itti Volga elimi tutu ve beni de çekerek sınıftan çıkmaya yöneldi o sırada Deniz "Volga dur! Neden sürekli onu benden alıyorsun ha neden?" sesi çok yüksekti sınıfta yankı yapmıştı. Volga hiç bir şey demeden yürümeye devam etti, yemek haneye girdik ve Volga elimi bıraktı "Beni takip et Eva önce yek ye" Kafamı olumlu anlamda salladım tabak almaya yöneldim ama beni durdurdu tam arkasından onu takip ettim yemekte makarna çorba yoğurt ve tavuk vardı bana sadece yoğurt ve makarna aldı birazda tavuğun yanındaki patatesten çatal ve kaşık aldım ve boş bir masaya oturduk tabağı önüme çekti.
Yemeğimi yerken arada ona bakıyordum saçları siyah ve dağınıktı bu onu havalı gösteriyordu üzerinde siyah pantolon, beyaz gömlek vardı göleğin üzerine siyah deri ceket giymişti sert bakıyordu anlamsızdı ve kafa karıştırıcı fazla göz teması kurmadan sordum "Ne oluyor?" Etrafa baktı bir süre ardından tekrar gözlerini gözlerimle buluşturdu bana baktığı anda içim ısınmıştı gözlerimi kaçırdım ve yoğurdumdan bir kaşık ağzıma attım.
Gülerek kafasını sağ sola salladı ve peçetelik den bir tane peçete altı ayağa kalktı ve bana doğru eğildi peçeteyi dudağıma doğru getirdi ve bir anda durdu önce peçeteye sonra bana baktı "Sence.... peçeteye ihtiyacım var mı?" gözlerim kocaman açıldı ve kafamı geri doğru çektim yanaklarımın kızarmaya başladığını hissedebiliyordum peçeteyi masaya koydu ve elini yüzüme koydu "Gözlerin gerçekten güzel Eva" şimdide kulaklarım kızarmaya başlamıştı baş parmağı ile dudağımın kenarında kalan yoğurdu sildi göz temasını kaçırmadan ve düşünmeden parmağını ağzına götürdü "Hım... Lezizmiş Eva. hadi hızlı ye." Konuşurken fısıldıyordu ve yavaşça doğruluyordu. Çok utandım ve şaşırdım bu tuhaftı hem de fazla tuhaf. "Eva! Hadi bitir tabağını da sınıfa gidelim." İsmimi sesli söylemişti hemen kaşığı elime aldım ve hızlıca yemeye başladım.
Tabak boştu tabağı elime aldım ve ayağa kalktım oda beni izliyordu hala ne yapacağımı bilemiyordum. Tabağı yerine bıraktıktan sonra çıktık, cesaretimi topladım tam soracaktım ki biri ismimi bağırarak söyledi koridorda yankılanmıştı. kafamı sesin geldiği yöne çevirdim üç erkekti bir yerden anımsa samda tanıyamıyordum, hiçbirini üzerlerinde okul formaları yoktu hızlı adımlarla yanıma geldiler Volga arkamda onları izliyordu ve her zamankinden daha korkunç bakışlar atıyordu etrafa. Ele başları yanıma ilk gelen olmalıydı gözleri koyu kahveydi üzerinde salaş kıyafetler vardı. "Eva... tanımadın mı beni güzellik? Baya değişmişsin, yetimhanede çöpten farkın yoktu." Korktum geri adım attım bunlar kâbuslarımdaki kişilere çok benziyordu, etrafımızı çoktan herkes sarmıştı ve konuşmaya başlamışlardı bile. "Sizi tanımıyorum?" dedim sanki içimden konuşmuşum gibi hissettim. Önce güldü etrafına bakınarak, ardından "Sen en yakın dostlarını, sahiplerini nasıl unutursun ha...! Birde zengin biri almış seni hiç bizi sormadın mı? Senin yüzünden hayatımız mahvoldu seni bulmak pek de zor olmadı ha Sümüklü böcekçim?" Gözlerim doldu yavaşça hafızamda şimşekler çaktı.
"Sümüklü böcek, Sümüklü böcek, sümüklü böcekçim." gözlerim doldu her şeyi hatırlıyordum hem de her şeyi kanı, yardım çığlıklarını, göz yaşlarını, karanlık ve soğuk odaları, günlerdir aç kalmayı, umutsuzluğu, görülmemeyi, acıyı her şeyi hatırlıyordum. gözlerimden yaşlar akıyor yere damlıyordu tekrar geri bir adım attım ve Volga ya çarptım beni sıkıca tutu tam bir şey söyleyecek tiki arkadan yüksek bir ses duyuldu "NE OLUYOR BURA!" Denizin sesiydi hızlıca kalabalık arasından sıyrılmış ve önümüze geçmişti bile topuklu sesi koridorda yankılanıyordu. "Siz bu okula yeni kayıt oldunuz ve taşkınlık mı çıkartıyorsunuz?" Sesi yüksekti çocuk Denizin yanından geçerken omuz attı ve bana doğru yaklaştı Volga beni kendine doğru daha fazla çekti. Oda duymak istiyordu ne diyeceklerini "Eva burada bitmedi merak etme tatlı sümüklü böcek." geriye doğru yürüdü yürürken gözlerimin içine baktı acımasızlığı gözündeki parlaklığı almıştı çöl gibiydi sanki, arkadaşlarıyla gülerek gittiler. Elim kolum boşalmıştı bir anda yere yığıldım gözlerimi açtığımda revirdeydim. Etrafa baktım Volga ve Deniz yanımdalardı boş bakıyor gibiydi deniz birazda korkmuş gibi ama Volga tam tersi siniliydi. Yatakta doğruldum "Sana rapor çıkardık Eva eve git ve dinlen sorun yok doktor iğnede durdu sana. Yardım etmemi ister misim? Volga çantanı topladı" gülümsedim "Yo ben... ben iyim gerçekten dersleri kaçırmak istemem." Volga ayağa kalktı ve ayakkabılarımı yatağın yanına koydu "Haydi Eva eve gidiyorsun böyle olmaz halsiz düştün dinlen. ben seni bırakırım."
"Hayır, hayır tamam ben kendim giderim götürmene gerek yok, yok tamam mı? Yok..." Hafif gülümsediğini gördüm ama hemen silindi. Boğazını temizledi ve "Tamam Eva bu seferlik böyle olsun ama çok yalnız gezme, telefon numaram var zaten sende bir şey olunca direk beni arasın geliriz tamamı?" Kafamı olumlu anlamda salladım. Ayaklarımı yataktan aşağı sallandırdım ve ayakkabıma uzanmaya çalıştım Deniz hızlı davrandı ve spor ayakkabılarımı giymeme yardım etti.
Çantamı taktım ve son kez doktorla görüştükten sonra okuldan çıktım, kulaklığımı taktım ve şarkı açtım yavaşça yürüyordum gözlerim doluyordu durduramıyordum. içimi kaplayan korku midemi bulandırıyordu yetimhanede olan korkunç anılar aklımı delip geçiyordu resmen.
karşıdan karşıya geçmek için sağ sola bakarken o üç çocuğun üzerime koştuğunu gördüm hemen kulaklığımı çıkardım "EVA DUR SAKIN KAÇMAYA YELTENME!" Göğüsüm korkudan sıkışıyordu beynim kaçmamı söylüyordu ama bacaklarım yapmıyordu biraz daha yaklaştıklarında kendime geldim. Hızla koşmaya başladım hava sıcaktı deli gibi terliyordum her gün gördüğüm duvarın önünden koşarak geçtim, her gün duvarın üzerindeki sümüklü böcekleri sayardım, bu sefer yoktular. Gittiler mi? neye gittiler? onlarda mı korkuyor? beni bıraktılar mı?
Gözlerimdeki yaşlar rüzgarda kaybolup gidiyordu terse gözümü yakıyordu bu sefer göğüsüm yalnızca korkudan sıkışmıyordu, yoruluyordum bir sokağa hızla girdim ve ilk gördüğüm duvarın arkasına saklandım telefonumdan Volga'ya canlı konum attım ve onu aradım hemen açtı "V... Volga yardım et peşimdeler!" Sesim titriyordu ellerimde aslında bütün vücudum titriyordu mahalleye girdiklerini ayak seslerinden duymuştum nefesimi tutum Volga telefondan bana bağırıyordu tam bir şey söyleyecekken saçımdan tut ve beni sürüklemeye başladı canım yanıyordu bu acıyı unutmamıştım her akşam bu acılarla uyanıyordum rüya olması için yalvardım ama değildi.
saçımı bıraktı ve "Ah Eva Ah... iyileşmişe benziyorsun. Kimi aradın o yanındakini mi aradın yoksa kız arkadaşını mı kimi aradın. Yoksa babanı mı aradın kimin seni kurtarabileceğini düşünüyorsun sümüklü böcekçim? Yetim hanedeki korkunç teyzede seni özlemiş biliyor musun?" güldü rahatsız ediciydi küçüktüm o zamanlar onlarsa benden üç yaş büyüklerdi. gülmeye ve aşağılamaya devam ettiler. sertçe Bir anda sertçe yumruk attı dudağım kanaya başladı dizlerimin üzerindeydim yere düştüm tekmelemeye ve vurmaya devam ettiler bu, bu çok kötüydü, birini gördüm uzaktan ama çok uzaktan sesi bile zor duyuluyordu bana ilk yumruk atan saçımdan tutu ve kafamı kaldırdı "Hım... yüzüne pek bir zarar gelmemiş sümüklü böcekçim ve dersim bir yumruk daha ister misim?" elini yumruk yapıp havaya kaldırdı gözlerimi kadım ve sadece bekledim canım yanıyordu sadece bitsin gitsin istedim saldım kendimi. Yumruğunun rüzgarını hissetmiştim ama bir şey olmamıştı gözlerimi yavaşça açtım Volga ve arkadaşları gelmişti iki kişi diğerlerini tutuyordu beni tutanı ise Volga Çocuk dirense de Volga ona göre daha iriydi kolunu tutu ve çekti ardından sertçe yumruk attı çocuk yere düştü Volga yanıma geldi ben yerde yarı baygın yatıyordum gözlerim aralıklıydı beni kucağına aldı boynuna sarıldım sıkıca ve ağladım diğerleri çocuklarla ilgilenirken Volga beni götürdü arabaya doğru yaklaştığımızda kendim geldim "Teşekkür ederim Volga sen olmasaydın..." sözümü yarıda kesti, tek koluyla tutuyordu beni kollarımla sıkıca onu tutuyordum oda beni bacaklarımdan tutuyordu kapıyı açarken "Yaraların çok ciddi değil ama doktora gitmeliyiz." canım yanıyordu olumlu anlamda kafamı salladım arabaya bindirdi ve emniyet kemerimi taktı.