İçeriğe geç

Parçalanan Dünya...

Küçükken en sevdiğim şey mutfak eşyalarıyla oynamaktı.Hatta oyuncaklarla yetinmek istemez,gerçek mutfak eşyalarını çalardım renkli evimizin mutfağından.Kendi başıma yemekler,tatlılar yapmak isterdim.Ta ki birgün oyuncaklarımdanda,çocukluğumdanda koparılana dek...

Annemin her zamanki gibi işe gittiği bir gündü.Gitmeden beni "Baban saat 3 gibi gelecek,kızım.Baban gelene kadar sen evden hiç çıkma olur mu? Kitap oku,televizyon izle fakat sakın dışarı çıkma."diye sıkı sıkı tembihlemişti.Tamam demiştim ama gram umursamamıştım çocuk aklıyla.Annem çıktıktan sonra dışarıda bir patlama sesi geldi.Sanırım silah patlama sesiydi ama daha hala seçemiyorum.Meğer o gün annem babamı aldatıp başka bir adamla kaçmış ve o adam beni görmesin diye de beni sıkıca tembihlemiş.Bende o patlama sesiyle dışarıya fırlayınca adam beni fark edip kaçırmış.Gerisi yok bende zaten fakat o günden sonra ki her saat asla kaybolmayacak şekilde kazındı zihnime...

Bir insanın gece uyurken bile huzurlu olamaması kadar kötü birşey var mıdır? Sanmam.İşte ben tam olarakta bunu yaşıyorum.Her saniye,hatta her salise kulaklarımı kanatacak şekilde uğuldatan o topluk en büyük işkencem.Hayatımın sadece 5 yaşım ve öncesi güzeldi.Sonrası ise tam anlamıyla kabus.Hani bazı filmler olur,ilk 5 dakikası güzel geçer ve izleyiciyi kandırır ya,işte benim hayatımı tam anlamıyla bu kavram özetliyor.Boş odanın acımasız sessizliği ile kafayı sıyıracak gibi oluyorum.Bu iğrenç malikanede küçüçük bomboş bi odada hayata devam etmeye çalışıyorum.Merak edenler için,ben Deniz.