İçeriğe geç

3.parça Ormancı

Adam baltayı tek hamlede kütüğün ortasına indiriyor, kırılan parçaları ayağıyla kenara itip bir sonrakini yerine diziyordu. Sırtı ona dönüktü. Geniş omuzları, yağmurdan ağırlaşmış yün bir hırkanın altında her vuruşta bir kez gerilip bir kez gevşiyordu. Ağaçların arasından çıkan, çamura bulanmış, kolunu karnına bastırmış bu yabancıyı fark etmesi için baltanın sesi bir an kesilmeliydi ve kesildi. Adam başını çevirmeden yalnızca elini baltanın sapında durdurdu.

"Orada durmakla bir şey kazanmazsın," dedi kalın, yorgun ama düşmanlıktan uzak bir sesle. "Ya gel ya git, ama kolun ikisine de izin vermeyecek gibi."

İçinden bir şey gevşedi; yine de bir adım atmadan önce bahçeyi, evi, ağaçların yerini, kapının açık mı kapalı mı olduğunu tarttı. İki katlı evin taş temeli yosun tutmuş, tahta cephesi yılların yağmuruyla kararmıştı. Üst kattaki pencerelerden biri aralıktı ve içeriden zayıf ama düzenli bir duman yükseliyordu. Bahçenin kenarında düzgün istiflenmiş odun yığınları, sıra sıra asılı baltalar, bir de duvara yaslanmış ortası aşınmış eski bir testere vardı. Burası uzun süredir yalnız yaşayan, işini bilen birinin yeriydi.

Adam sonunda döndü. Elli yaşlarında, yüzünün yarısı kırlaşmış sakalla örtülü, gözleri kısık ve dikkatli biriydi. Bakışı önce yabancının yüzünde, sonra karnına bastırılmış koluna, en son da deri ceketin yırtılmış dirsek kısmına indi. Hiçbir şey sormadan baltayı kütüğün içine saplayıp bıraktı, ellerini hırkasına sildi.

"Düşmüşsün," dedi, "yüksek bir yerden. Kemik yerinde değil, görüyorum. Bu halde ormanda tek başına dolaşan ya çok cesur ya da kaçan biridir. Hangisisin bilmem ama kapımın önünde kan kaybedip düşmeni de istemem."

Bir an cevap vermedi. Kaçtığını söylemek; geceyi, kilitli odayı, pencereyi anlatmak gerekecekti ve bunun için henüz ne cesareti ne de sözcüğü vardı. Sadece başını eğdi, sağ eliyle dalına tutunduğu ağacı bıraktı ve üç adım atıp bahçeye girdi. Adam yanından geçerken kimsenin duyamayacağı kadar alçak sesle, daha çok kendine söylercesine mırıldandı: "Sabaha kadar yağmur sürdü ama iz silinmedi demek ki."

Yabancı olduğu yerde dondu. Bunu duymamış gibi yapan adam kapıya yürüdü, omzunun üzerinden döndü ve tek kaşını kaldırdı: "Geliyor musun?"